5 Ekim 2017 Perşembe

ATATÜRK DÜŞMANI KADİR MISIRLIOĞLUNA DAVA

KRİPTO KADİR MISIRLIOĞLU'NA SORUŞTURMA AÇILDI.


Halkımızı asırlardır din üzerinden bölüp kan akıtan Müslüman kılıklı Ermeni tarikat ve cemaat mensubudur[/caption]
Yıllardır AKP ve kadrolarının kadrolu iftiracı tarihçisi olarak çalışan, Atatürk ve cumhuriyet rejimi düşmanı, aslen 1680’lerde, II.Viyana Seferine hazırlık amaçlı Osmanlı’nın Polonya (Lehistan) ve Litvanya seferleri sırasında Kutsal ittifakın başları olan Prusya (Almanya) ile Vatikan Katolik kilisesinin destekleriyle Osmanlı’ya başkaldıran Rize Hemşin Ermenilerinin, Merzifonlu Kara Mustafa paşa tarafından Anadolu’ya dağıtılanlarından olan bir grubun Trabzon Akçaabat şehrini kurduğunu, Kadir Mısırlıoğlu'nun da soyunun bunlara dayandığını belgeleriyle “Kadir Mısırlıoğlu ve Kripto Rizeliler” başlıklı yazımda vermiştim.







Tarih araştırmacısı Cengiz Özakıncı'nın tweeter sayfasından aldığım Kadir Mısıroğlu'nun soy ağacı belgeleri


Amacım, gizli yaşayan (kripto),  dini İslam’ı kullanarak halkı birbirine düşman etmeye yemin etmiş, kökenleri yüzyıllar önceki kinlere uzanan düşmanlıklar yapanları halkımıza gösterebilmekti. Bu yazılarımla bunu yaptım.
Daha önce yaptığım de Süryani Ermenilerin yaptığı Nurculuk, Gregoryenlerin yaptığı ve her ikisinin de 1967’den beri Fetullah Gülen tarafından temsil edildiği bu hareketleri deşifre etmiştim.
Aslı Bagratuni Ermeni Mason muydu dersiniz?
Resim yalan söylemiyor.

Ancak, son olarak “Alpaslan Türkeş ve Devlet Bahçeli mi Ermeni mi” yazımla da Adıyaman-Maraş çevresi Süryani Ermenilerin 19.yüzyılda Amerika ve Avrupa Protestan kiliselerinden gelen bağıoşları kapmak için protestan olduklarını işlememden kısa sonra da Amerika, Nurcuları ve Süryani İncili okuyan Gürcü, Pontus Rumları ve Ermenilerini, onların kurdukları İslami tarikatları tasfiyeye başladı.
Şimdi parlayan yıldız Protestan Ermeniler yani Menzil tarikatı.
Hem köken hem de dini mezhep bakımından teşhir edilmiş F.Gülen Nurcuları, Işıkçıları, Pontus Rum tarikatı Cübbeli Ahmet Hoca tarikatları artık tasfiye yoluna girmişlerdir. Yapacakları tek şey şimdi lehlerine olacak şekilde ortalığı karıştırmaktır.
Son olarak TBMM’de dağıtılan kitabının içeriklerinde ““Heykellerin köpek leşi gibi sürüklendiğini göreceksiniz” ifadesi bu korkunun tezahüründen başka şey değildir.
Yıllardır Atatürk ve Cumhuriyet rejimine atmadığı iftira, anlatmadığı yalan-çarpıtılmış tarih kalmayan ve kendini tutamayıp “Keşke Yunanlılar kazansaydı” diyerek Kurtuluş savaşını da hiçe sayan bu Pontus, Büyük Ermenistan, Kürdistan hayalcisi, 1915-1923 Sevr travma mağduru tekrar bir travma yaşamak zorunda kalmıştır.
Çünkü, R.T.Erdoğan, Ergenekoncularla işbirliğine geçtiğinde zaten bu gerzek din ve yalan tarih uydurma manyakları ile bir yere varamadığını, bunlarla değil devlet bir ev bile yönetilemeyeceğini görmüştür. Cumhurbaşkanı ve partisi en azından 2019 seçimlerinde güçlü olabilmek adına bu tip kripto dinci-kinci işbirlikçilerin tasfiyelerinden de çekinmeyecektir.
Son Kadir Topbaş ve şu anda sürmekte olan Melih Gökçek ve diğer belediye başkanları, partililerin tasfiyeleri de yolun bu yol olduğunun kanıtıdır.
Halka rağmen hiç kimsenin, hiçbir iktidarın ayakta kalma şansı olmadığını tarih binlerce yıldır kanıtlamıştır.
Halkımızın haklı tepkileri, AKP’li de olsa, 1915-1923 travma mağdurlarından da olsa, “bastığı toprağa ve özgürlüklerine sahip, emperyalizme karşı çıkma” kararlılığında olan ülkemizin her dini, etnik gruplarına mensup insanların birleşmeleri sayesinde, Orta çağ zihniyetli, sapkın din manyaklarının tasfiye edilmeleri gündeme gelmiştir.
Hakkında suç duyurusunda bulunan duyarlı vatanseverlerden de davayı kabul edip tahkikat başlatan savcılarımıza da şimdiden teşekkürü borç bilirim.
Bu devlet kurtulacak ise, halkının da din ve devlet adamlarının da bürokratlarının ve siyasetçilerinin de, sermayedarlarının da her türlü ayrımcılığı terk edip bastıkları topraklara ve özgürlüklerine, kardeşliğe sahip, işgalci sömürgecilere ve işbirlikçilerine karşı çıkmaları gerekmektedir.
Yoksa beş-on yılda bir emperyalizme, mevcut olan iktidar sahiplerinden daha fazla tavizler vererek iktidarı ele geçirmeye çabalayan dini ve ırki grupların bu güne kadar olduğu gibi kavgalarına sahne olacak, sürekli satılan ve kan akıtan zavallı bir ülke olarak kalacağız.
Aklın yolu birdir ve her türlü işbirlikçiler devletin tüm kademelerinden temizlenmelidir. Kadir Mısırlıoğlu iftiracısı da bunlardan birisi olacaktır.
Güç, bölünerek değil, birleşerek kazanılır.
Takdir sizlerindir.

 İŞTE İHANET BELGELERİ

Bunlardan sonra Kadir Mısırlıoğlu onun yolundaki kripto dinci-kinciler,saçmalık, yalan ve iftiralardan başka şey olmayan sözleri ve kitaplarını terk edip torunlarını severek son zamanlarını değerlendirseler en azından belki onların sevgilerini kazanırlar. Çünkü bu millet artık onlardan nefret etmeye başladı.
Geçmiş dönemlerde, benzeri davalardan yırtmak için Hazan Mezarcılar, Şevki Yılmazlar ile birlikte düzmece "deli raporu" aldığını da kendisi itiraf etmişti zaten.
Bu açıklamasına istinaden o deli raporunu mahkemenin kaale almayacağını, hatta düzmece örgütlü olarak deli raporu almaktan da işlem yapılacağını umuyorum. Deliysen tımarhaneye git ne işin var tüm halka hitap edebilen televizyonlarda? Televizyona çıkıp, 7/24 video kitap yayınlıyorsan o zaman deli değilsin demektir.

Bu açıklamasına istinaden o deli raporunu mahkemenin kaale almayacağını umuyorum.
Takdir yargı mercilerinindir.
Takdir insanlarındır.

Alaeddin Yavuz
keykubat /

adilyargic/

adilyargicc

Kadir Mısırlıoğlu'nun Akıl Hastanesi Macerası kendi ağzından;
"DELİ DEĞİLİM DİYOR";

  Osmanlı Torunu Yok Padişah Köleleri Var.

Osmanlı, Türk geleneklerine aykırı olarak, yalnız Osman beyin soyundan gelenlerden Padişah seçilerek yönetilen Monarşik Orta Çağ devletinin adıdır.

1300- 1918 arası yaşamış, 03 Mart 1924 'e kadar saltanatı sürmüştür. 

Turk geleneklerinde devlet, onu kuran beyin malıydı ve bey ölünce erkek çocukları arasında pay edilirdi. Bu da Türk devletlerinin KISA ÖMÜRLÜ olmasına neden olurdu.

İran'da kurulan Türk devletleri bu geleneği İranlılar gibi babadan oğula yaptılar.

Ancak devlet kötü yönetilirse ya da padişahın nesli kurursa başka bir boy devlet idaresini alma hakkına sabipti.

Böyle durumda Osmanlının mirasçısı Kırım Hanıydı ve yazılı kayıttaydı.

Ama Anadolu, Suriye, Mısır, Kafkaslardaki beylikler, her an darbe yapabilirler korkusuyla mirasçı seçilmemişti.

Devleti kuran Türkler ve Müslümanlar "KÖLE-CARİYE" yapılamaz, alınıp satılamazdı.

Aynen Roma'da Roma soyluları gibi bütün dünyada gelenek aynıydı.

Ayrıca o zamanın şartlarında sürekli, ömür boyu teknik askerlik de vardı. Bunlar için de köle askerlere ihtiyaç vardı. 

Hint, İran, Arap, Grek, Çin, Japon, Okyanusya dahil ger yerde çocuk satışı vardı.

Bu günkü gibi "Baba- Eş- Çocuklardan oluşan ÇEKİRDEK AİLE" bu toplumlarda o zamanlar bilinmiyordu.

O zamanlar AİLE= kabile, aşiret, boy denilen küçük topluluklara denilirdi. Bu kabilelerin her birinin bir ağası, aşiret reisi, boy beyi, işcan'ı vardı. 

Adet görme yaşına gelen her kız çocuğu bu reisten veya aşiret köleyse egemen devletin yerel yöneticisinden ve en yüksek dereceli ruhbanından ilk çocuğunu doğurur, onu devlet, tapınak alır köle veya yetkili biri yapardı.

Bu çocuk anne bundan sonra aşirete cocuk yetiştirmek için aşiretten bir erkekle evlendirilirdi.

Aşiret dışından bir erkekle kaçsa, tecavüze uğrasa "rahmi kirli sayılır", kabilesine temiz, DURU-SOY yetistiremeyeceği nedeniyle, " ZİNA" işlemekten taşlanarak (recm) öldürülürdü.

Aşiretten her erkek istediği kadından çocuk yapar bu olağan sayılırdı. 

"Madem bu eve gelin geldik, ister oğlu ister babası kullanır" deyiminin kökeni bu gelenektir.

Özgür egemen toplumdan olan ailelerde de bu gelenekler vardı.

20. yüzyılın ikinci yarısından sonra bu gelenekler  şehirlere göçlerle terk edildi.

Kendilerine Osmanlı Torunu ve "Müslümansan Türksün" diyen geri zekalılar veya cahiller, milliyetini unutmuş, orduya sürekli asker olmak için satın alınmış, önce civelek taburlarında istihdam edilerek, bu sürekli askerlere gılmanlık yaparak eğitime başlayan çoğu savaş meydanlarında cenazeleri yırtıcı hayvanlara terk edilen kölelerdi.


Mezarları da mezar taşları da olmazdı. Savaş şartları olanak verirse toplu olarak gömülme şansları olurdu.

Sağ kalanlar da bir dahaki savaşa kadar yaşardı. Türk ve Müslümanlar da savaşta aynı kaderi paylaşırdı. Çünkü onlar da padişahın, halifenin kullarıydı.

Saraya ve orduya hizmet amaçlı verilmek için, I.Selim dönemine kadar, 40 gayrımüslim aileden seçilen, gürbüz çocukları olan 1 aile seçilir ve 1 çocuk satın alınırdı. I.Selim sonrası sınırlar genişleyip, nüfus artınca aile sayısı 1/60 olarak tespit edildi.  Osmanlı Torunu denilen Saraya ve Orduya kölelik için  seçilerek satın alınmış KÖLE çocuklardır ve soyları bunlara dayanan DEVŞİRME KÖLELERdir.

Her gayrimüslim ailenin hayali saraya oğlunu satmaktı, çocuklarını da bu niyetle yetiştirir, onlara PAŞA, BAŞA derlerdi.





Ermeni Kadir Mısıroğlu da kendi anılarında Trabzon Akçaabat'taki ailesinin onu PAŞA diye çağırdığını yazmıştı.

(Gayrimüslimler de Müslümanlar da Avrupa ülkeleri dahil çocuklarını ücret karşılığı satarlardı. Hediye de ederlerdi.)

Kara Deniz, Kafkasya, Balkan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Suriye, Irak, Arabistan Müslüman ve gayrimüslimlerinde, Avrupa'da böyle erkek ve kadın eşcinsellikleri, aynı cins evlilikleri, aile içi çekirdek aile içi biseksüel gelenekler yaygındı.

Bu gelenekleri ilk yasaklayan, Ayasofya Camisini yaptıran Roma imparatoru 1.Jüstinyen'di.

Bunları toplayıp Cehenne denilen kurban fırınlarında yakarak öldürmüştü.

2. Olarak da Mustafa Kemal Atatürk de bunları yasaklamış ve her türlü köleliği kaldırmıştı.

Ensest ve aynı cins evlilikleri yapanlara hapis cezası koymuş, nüfus kağıdı verilmesini yasaklamıştı.

Bu geleneklere sahip olanlar, kuş uçmaz, kervan geçmez sarp dağlara saklanmışlardı.

Köleyi cumhurbaşkanı olan kendisiyle EŞİT VATANDAS yapan Atatürk sayesinde, kadın gibi kullanılmaktan, hamamlarda, pazariarda fahişe olarak satılmaktan kurtaran Atatürk ve kurduğu laik cumhuriyete hâlâ kin güden bu kadın ve erkek fahişe kölelerin istedikleri seriat düzeni de budur.

Bunların dertleri kadın gibi kullanılmak, karın tokluğuna fahişelik etmekmiş, insan olmak değil. 

Bu kriptoların istedikleri buymuş. Atatürk engel oldu diye düşmanlık ediyorlar.

Müslüman olunca kendilerine TÜRK diyen bu köleler, 18.yy içinde güçten düşen Osmanlıyı Rus'a, İngiliz'e, Amerika'ya sattılar.

Karşılığında devletin idaresini aldılar. Devleti haçlılarla ortak soyuyorlar.


Alaeddin Yavuz 

Emekli Polis Memuru 


Osmanlıda Türkler neden Sadrazam, Vezir, Paşa yapılmazdı?

https://www.facebook.com/share/p/18nDv7LGtA/

Çocuk satma gelenekleri için;

1- https://keykubat.blogspot.com/2019/06/antik-cagda-katil-tanricalara-cocuk.html

2- https://www.hurriyet.com.tr/dunya/tanri-ya-cocuk-kurban-ettiler-295770

3- https://yandex.com/search/touch/?text=katil+tanr%C4%B1%C3%A7alara+%C3%A7ocuk+kurban%C4%B1+&lr=104777&mda=0&search_source=yacom_touch_common

4- Civelek Taburları ; https://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu%27nda_e%C5%9Fcinsellik#:~:text=Osmanl%C4%B1%20ordusunda%20e%C5%9Fcinseller%20Yeni%C3%A7erilere%20hizmet,her%20birini%20bir%20yeni%C3%A7eri%20sahiplenmi%C5%9Ftir. 

5-,Kadir Mısıroğlu ve Kripto Rizeliler

https://keykubat.blogspot.com/2017/02/kadir-misirliioglu-ve-oteki-kripto.html

6-https://keykubat.blogspot.com/2018/04/tbmm-baskani-ismail-kahraman-kripto.html

7- https://keykubat.blogspot.com/2022/05/ekrem-imamoglu-yoldan-cekildi.html

Hiç yorum yok: