30 Aralık 2016 Cuma

VEHABİLERİN TAİF MÜSLÜMAN KATLİAMLARI

Aşağıda okuyacağınız yazı, Vehhabilik dinini kuran İngiliz ajan Mr. Hemper’in anılarını Alman dergisinde yayınlamasından sonra ona cevap olarak İstanbul Bahriye Matbaasında İngilizce basılmış, Eyüp Sabri Paşa’nın kaleme aldığı Hicri 1306-Miladi 1887 yılında Mirkat-ül Harameyn adlı kitabından “Vehhabiliğin başlangıcı ve Yayılması” konusundan dilimize çevrilmiş küçük bir parçadır.
Vehhabilerin Müslüman olup olmadığına siz karar veriniz...

Vehhabilerin Taif’de Müslüman Katliamları; (H-1217-M-1803)

“”...Vehhablerin dediklerine göre, Abdül Vehap, düşüncelerini başlarıyla halka yayınca Şerif Galip korkarak kaçtı. Ve Taiflilerin sana direcek güçleri yoktur. Beni, Taiflilerle kalelerini teslim etmeleri ve Abdülvehhap’tan bağışlanma dilemelerini bildirmem için gönderdiler. Ben Vehhabileri seviyorum. Geri dönün. Çok kan döktünüz. Tafi’i ele geçirmeden geri dönmek yok. Yemin ediyorum Taifliler kalelerini kısa sürede teslim edeceklerdir. Ve sen ne istersen onu kabul edeceklerdir.

Şerif Galip Efendinin hatası yüzünden Taif boşuna teslim edilmemeliydi. Eğer Taif’de kalsaydı Taifliler bu kıyamet gününü yaşamayacaklardı. Korkaklar ve hainler olduğundan dolayı Vehabiler Taiflilerin şehirlerini kolay teslim etmeyeceklerine inanıyorlar.

Ama, kalenin burcunda ateşkes bayrağını görünce onlarla konuşmak için heyet gönderdik. İple kale burcuna heyeti çektiler. Heyet onlara, bütün mallarınızı burada toplayın ve canınızı kurtarmak için teslim olun! Denildi. İbrahim adlı bir Müslümanın yardımlarıyla Taifliler heyete vermek için mallarını topladılar. Heyet, “Bunlar yetmez daha da verin , bu kadarcık şey için sizi bağışlayamayız, daha da getirin” dedi.

Heyete mallarını vermeyenlerin listelerini verdiler. Heyet onlar için “ mallarını verenler istedikleri şekilde gitmekte serbesttirler, kadınları ve çocukları bağlayın, zincire vurun!
Heyete daha insaflı olmaları için yalvardılarsa da heyetin başındakinin kızgınlığı ve saldırganlığı arttı.
İbrahim artık sabırlı olmayı başaramıyordu, dayanamayıp onun göğsüne bir taşla vurdu ve öldürdü.
Bunlar olurken Vehhabiler kaleye saldırdılar ve çıkan karışıklıkta top mermisi ve kurşunla vurulmadan kurtuldular.

Vehhabiler kale kapısını kırıp içeri girdiler ve gördükleri bütün kadın ve çocukları öldürdüler hatta beşikteki bebekleri dahi kestiler. Sokaklar bir anda kan seline döndü. Evlere saldırdılar, ne varsa yağmaladılar, bu gün batımına kadar sürdü.
Kalenin doğu tarafındaki taş evleri ele geçiremediklerinden onları da taş ve kurşun yağmuruna tuttular. Sonunda bir Vehhabi, “”sizi bağışladık, kadın ve çocuklarınızla istediğiniz yere gidebilirsiniz” diye bağırdı ama ona da uymadılar.

Bit epe üzerinde göçmek için toplanan gerçek Müslümanların Vehhabiler etraflarını sardılar ve gitmelerine izin vermediler. On iki gün boyunca kuşatma sürdü ve sıcaktan, susuzluktan kadın ve çocukların ölümlerini seyrettiler, onları küfür ederek, taş atarak, yakaladıklarına sopalarla vurarak işkenceler ettiler.
Onları tek tek çağırarak “sakladığınız mallarınız nerede?” diye döverek sorguladılar, merhamet isteyenlere de “ Ölüm saatiniz geliyor” diye tehditlerde bulundular.

İbni Sekban dışarı çıkarak, 12 gündür tutmadıkları sözlerini tutacaklarını söyleyerek direnenleri teslimiyete davet etti. Bitkinlikten ve sözüne inanmak istediklerinde olsa teslim olanların, kollarını arkasından bağlayıp etrafı çevrilmiş tepedeki Müslümanların yanına koydular ve 367 erkek Müslüman ile kadın, çocukların hepsini kılıçtan geçirdiler. Sonra şehitlerin vücutlarını hayvanlara ezdirdiler, gömülmelerine izin vermeden on altı gün boyunca kurda kuşa yedirdiler.

Öldürülen Müslümanların evlerini ve mallarını yağmaladılar hepsini kale kapısı yanında bir öbekte topladılar. Malların beşte birini de reisleri Suud’a gönderdiler.
Vehabiler Kuran-ı Kerim’in ve tefsirleri ile hadis kitaplarını kütüphanelerden, evlerden, mescitlerden topladılar, sokaklara yerlere attılar. Altın yaldız kaplı deriden Kur’an kaplarından terlikler yaptılar, Kur’an kitaplarını da ayaklarının altında parçaladılar. Taif sokaklarının her yeri Kuran, tefsir, hadis kitaplarının sayfalarıyla dolmuştu.

Sonunda İbni Sekban yağmacıları buna son vermeye davet etmesiyle durdularsa da bunlardan sadece üç Kuran-ı Kerim kopyası ile bir tane Sahih Buhari hadis kitabı kurtarılabildi.

“16 gün boyunca şehitlerin vücutları açıkta kaldı çürümeye başladı ve sıcağın da etkisiyle bütün şehri pis kokular sardı. Sağ bırakılan Müslümanlar, ölülerini gömmek için İbni Sekban’a yalvarıp yakardılar, sonunda insafa geldi ve sağ kalanlar, öldürülen anne, babalarının, kardeşlerinin, akrabalarının kokmuş cesetlerini çukurlar kazarak içine doldurup üstlerine toprak atarak gömdüler. 
Cesetlerin hiç birisi tanınacak halde değildi ve kuşlar ve hayvanlar parçalarını her yere dağıttığından çoğunun sadece dörtte bir parçası bulunabiliyordu.

Cesetlerin gömülmesi bitince, sağ kalanların öç alabileceklerini düşünen Vehhabiler, “Kederinize kapılarak göğsünüzü kabartmayın, eğer üstlerine anmak için bina inşa ederseniz yerle bir ederiz.” Şeklinde tehditten de geri kalmadılar.
Kalan Taiflileri de kılıçtan geçirip, yağmaladıkları paraları, malları aralarında pay ettikten sonra da şehirde bulunan din büyüklerinin mezarlarını yıktılar, harabeye çevirdiler. Bunlar arasında Seyid Abdül Hadi Efendinin de mezarı vardı....””

Bu okuduklarınızı yapanlar, ne haçlı askeri ne de başka bir gayrimüslüm işgalcilerdir. Bunlar kendilerinden olmayanları öldüren, mallarını yağmalayan sahte Müslümanlar, bu gün Suudi Arabistan’ı Müslüman kimliğiyle yöneten Necd ve Yemame Yahudileri olan Suud ailesi ve onlara katılanlardır.

Yüreğinde vicdanı olan herhangi bir insan hele hele kendisine Müslüman diyen birisi bu Vehhabileri, onlarla işbirliği içinde olan ülkemizdeki siyasileri daha iyi tanıyacaklardır.
Ben dilimize çevirdim, siz okudunuz. Takdir sizindir.
Dilimize çeviren ve yayınlayan;

22 Aralık 2016 Perşembe

ALKOL DÜŞMANI DİNCİLER UYUŞTURUCU SATARLAR,İÇERLER,İÇİRİRLER

ALKOL DÜŞMANI DİN MANYAKLARINA!!!

İSLAM DAHİL TARİHİN BAŞINDAN BERİ BÜTÜN DİNİ CEMAAT VE TARİKATLARDA İNSANLARI VECDE GETİRME BAHANESİYLE ESRAR, AFYON TÜREVLERİ VE ŞERBETLERİ VERİLİR. 

Hasan Atilla Uğur
ŞARAP İÇMEYİ İYİ KAFA YAPMADIĞINDAN HAKİR GÖRÜRLER. ULAN, POLİSE BİR DE ESRARMETRE VERİN DE TRAFİKTE GEZİN GÖREYİM SİZİ KEŞ HERİFLER. 

BİR GÜN AMATEME GİDİN VEYA İNTERNETTE ARAŞTIRIN, BİR NARKOTİK POLİS VARSA TANIDIĞINIZ SORUN. "ALKOL TEDAVİSİ Mİ UYUŞTURUCU TEDAVİSİ Mİ ZOR DİYE? 

ALKOL TEDAVİSİ %100 BAŞARI GETİRİR AMA UYUŞTURUCU TEDAVİLERİNİN BİR ÇOĞU BAŞARISIZ OLUR VEYA ÖLÜMLE SONUÇLANIR, KURTULUŞ OLANAKSIZDIR HELE YENİ ÇIKAN CEMAATLERDE DAĞITILAN SENTETİK UYUŞTURUCULARIN BAĞIMLIĞINDAN ANCAK ÖLEREK KURTULURSUNUZ. 

TOPUNUZ YOK OLUN AŞAĞILIK HALK DÜŞMANLARI DİNCİ,KİNCİ,CİNSİ SAPIKLARSINIZ HEPİNİZ

AKP HİZMET VERMİYOR, SOYGUN GEREKÇESİ YARATIYOR.
AKP HİZMET VERMİYOR, HİZMET DİYE YOL, TÜNEL YAPIP SATIYOR. BİR İŞİN HİZMET OLABİLMESİ İÇİN ÜCRET ÖDEMEMEMİZ GEREKİR. 

DOLARLA ÖDENEN KÖPRÜ, OTOYOL, TÜNEL GEÇİŞLERİ NASIL HİZMET OLABİLİR? OLSA OLSA DELİ DUMRUL KÖPRÜSÜ OLUR. 
ÇÜNKÜ KİLOMETRE BAŞINA HEM DE AMERİKAN DOLARI OLARAK ÜCRET ÖDEMEN YASA İLE ŞART KOŞULUYOR, “İLLE DE BU KÖPRÜDEN GEÇECEKSİN, GEÇMEZSEN ŞU KADAR (500TL) GİBİ CEZA ÖDE” DİYE POLİS YAKANA YAPIŞIYORSA BU HİZMET DEĞİL SOYGUNA KILIFTIR. 
SOYULUYORSUN TÜRKİYE!!!

17-25 ARALIK OPERASYONUNDA, KAPIKULE GÜMRÜĞÜNDE RIZA SARRAF'A AİT TIRDA, CUMHURBAŞKANINA AİT OLDUĞUNU BİZZAT CHP GENEL BAŞKANI. K. KILIÇDAROĞLUNU'NUN MAHKEME KARARI İLE İSPAT ETTİĞİ 39 KG.EROİN OLAYININ ÜSTÜ MAKAMIN HAŞMETİYLE ÖRTÜLÜVERDİ. GEÇMİŞ YAZILARIMDA BUNLARI İŞLEMİŞTİM DEFALARCA


Mecusilik dini M.S.250 yıllarında ibadethanelerde vecde gelmek için kullanılan afyon ve kenevir türevleri ıle şarap içmeyi yasaklamistir.
Dinlerde içki yasağının temeli budur.
Bu gün ise dinciler şarap ve alkolü ve 500 yıl önce Abd den dünyaya yayılan sigarayı yasaklarken uyuşturucuyu serbest bırakmaktadırlar.. 
Oysa din kitapları yazıldığında sigara yani tütün bilinmiyordu.
Dünyadan ve dinler tarihinsen haberi olmayan dinciler ve sözde din adamları, dindarlar,  uyuşturucuyu yasalaştirmaktadirlar.

Dinciliermiz pek hassastırlar. Dine iftirayı asla karşılıksız bırakmazlar. İmalarının kafalarına zerk ettikleri uyuşturucunun farkında değildirler.İşte birkaç imam,  İmamhatip Uyuşturucu haberi;

"Uyuşturucu kullanımı günden güne yaygınlaşıyor. Zehir tacirleri, gençleri tuzağa düşürüyor.
Uyuşturucu bataklığına saplananlardan biri de 16 yaşındaki S.M.K.
Eyüp Anadolu İmam Hatip Kız Lisesi’nde birinci sınıfta okuduğu dönemde uyuşturucuyla tanıştı.
Kanal D Haber’de yaşadıklarını anlatan genç kız, “Okul çıkışı uyuşturucu madde satıyorlardı” bilgisini veriyor. “Bir tane al’ dediler. Bir taneden bir şey olmazdan buraya kadar geldim” şeklinde nasıl kandırıldığını aktarıyor" Haber linki;http://www.habervaktim.com/haber/458542/uyusturucu-tuzagina-dusurulen-imam-hatipli-kizin-en-buyuk-hayali.html

İşte Yılmaz Özdil'in çok güzel bir yazısı;

Yılmaz Özdil' in Muhteşem Yazısı Mutlaka Okuyun ve Paylaşın.

Şu çılgın tinerciler

Muğla’da müşteri kılığındaki polise “esrar” pazarlayan imam, enselendi. 
Aydın Nazilli İmam Hatip Lisesi’nin    15 ve 16 yaşındaki iki öğrencisi, öbür liselerin kapısında satmaya çalışırken, 150 gram toz “esrar”la suçüstü yakalandı. 
İstanbul Eyüp İmam Hatip Lisesi öğrencilerine “esrar” satıldığı yolunda ihbar alan polis, 30 metre uzaklıktaki büfeyi bastı, 71 tabaka ele geçirdi. 
Diyarbakırlı imam, Bodrum’daki barlarda “kokain” satarken yakalandı. Üzerinden 100 gram kokain ve 200 “sentetik hap” çıkan imam, mesleğimle alakası yok, senelik izindeyim dedi.

Mersin’den İstanbul’a getirilen 50 kilo “eroin”i teslim almaya hazırlanan imam, telekulak takibine takıldı, Ankara Esenboğa Havalimanı’nda kelepçelendi.

Bolu Mengen’e bağlı Kuzgöl Köyü imamı, lojmanının bahçesinde “hint keneviri” yetiştirdiği için gözaltına alındı. İmam, çok yanlış anlaşıldı, ekmek yapımında kullanacaktım dedi.

Ankara Çubuk’ta İmam Hatip Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından inşa edilip, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne devredilen okul binası, bürokratik engeller yüzünden bir türlü hizmete giremedi. Çubuk Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı, yazık oluyor, imam yetiştirmesi gereken okul, sahipsizlikten “tinerci”lerin “balici”lerin mekanı haline geldi dedi.

Gebze’deki Cami Mahallesi, Cami Sokak, Eski Camii’nin imamı, yatsı namazı sonrası ayakkabılığa bırakılmış poşet görüp, polise haber verdi. Poşetten 4 kilo toz “esrar” çıktı.

Ki... Bursa’da 90 paket yeni nesil uyuşturucu “Bonzai” ve 700 adet “Ecstasy”yle yakalanan vatandaş, çanta benim değil, öğle namazı için gittiğim camide buldum dedi.

Zonguldak’taki uyuşturucu operasyonunda, 7 kilo “esrar”, 250 adet “cinsel içerikli hap”, çok sayıda tarihi eser ve 6 ruhsatsız tabanca ele geçirildi; 14 kişilik şebekenin biri imam.

Ankara Hacıbayram Camii’nin türbesinde “Ecstasy” ve “LSD” satan 12 kişi gözaltına alındı.

İstanbul narkotik şubesinin ekipleri, kimliği belirsiz kişilerin, Eyüp semtindeki Karyağdı Baba Türbesi’nin bahçesini “haşhaş” tarlasına çevirdiğini tespit etti.
Bilecik Bözüyük’teki Soğukpınar Camisi’nin 400 metrekarelik bahçesi de... Polise ifade veren imam ve Soğukpınar Cami Koruma ve Yaşatma Derneği yöneticileri, çiçek sanmıştık dedi.

Hasan Atilla Uğur
İstanbul’da, 200 milyon adet “Captagon” üretmeye yetecek miktarda “amfetamin”le yakalanan uyuşturucu baronunun... Ataşehir’de TOKİ arazisine cami yaptırdığı ortaya çıktı.
 “Altın vuruş camii” bi nevi.
Aman dikkat edin de...Sakın olmasınlar tinerci.


Herkese açık
Oct 01, 2014
DİN DERSİ, ESRARI  EROİNİ ÖNLESEYDİ... http://www.aydinlikgazetesi.com/yazarlar/mustafa-DİN DERSİ, ESRARI  EROİNİ ÖNLESEYDİ... http://www.aydinlikgazetesi.com/yazarlar/mustafa-mutlu/52899-mustafa-mutlu-din-dersi-esrari-eroini-onleseydi.html
Tarih 2 Temmuz 2004, yer Bolu...
Mengen’e bağlı Kuzgöl Köyü imamı S.D.’nin kaldığı lojmanın bahçesinde, esrar yapımında kullanılan 88 kök dişi hint keneviri bulundu. İmamın kayınvalidesinin evinde de 18 kök dişi hint keneviri ele geçirildi.

Tarikatla seks, uyuşturucu ve inanç
suistimalleri ile büyürler 
Tarih 1 Ekim 2005, yer Muğla...
Merkez ilçeye bağlı bir köyde imamlık yapan E.Ö. caminin arka bahçesinde yetiştirdiği hint kenevirinden esrar imal ederken suçüstü yakalandı.

Tarih 25 Temmuz 2006, yer Bodrum...
Diyarbakır’da imamlık yapan F.Ç. tatilini geçirdiği Bodrum’da sivil polislere uyuşturucu satmaya kalktı. Tutuklanıp cezaevine konuldu.

Tarih 4 Mayıs 2008, yer Ankara...
Narkotik Şube’nin düzenlediği operasyonda 50 kilo eroin ele geçirildi. Eroini karşılamak üzere yola çıkan imam Aslan K., Ankara Esenboğa Havaalanı’nda yakalandı.

Tarih 29 Kasım 2012, yer Sivas...
Sivas Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin ikinci sınıfında okuyan 6 öğrenci, içki içip esrar kullandıkaları iddiasıyla farklı ilçelerdeki İmam Hatip’lere gönderildi.

Tarih 21 Ocak 2013, yer Aydın...
Nazilli’de İmam Hatip Lisesi öğrencisi oldukları belirlenen iki genç, sivil polislere esrar satmaya çalışırken suçüstü yakalandı.

Tarih 15 Haziran 2014, yer Kocaeli...
Derince’de arkadaşlarıyla beraber bir evde bonzai kullanan 32 yaşındaki eski imam Rıdvan Al hayatını kaybetti.

Tarih 29 Eylül 2014, yer İstanbul...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kızı Esra Albayrak’ın yönetim kurulu üyesi olduğu Yeşilay’ın düzenlediği “Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı” konulu sempozyumuna katıldı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’deki zorunlu din dersi ile ilgili kararını yorumladı:
“Zorunlu din dersini kaldırırsanız uyuşturucu gelir, onun yerini doldurur.”

Yukarıdaki örneklerden daha yüzlerce verebilirim. Bu haberlerin kahramanlarının tamamı imam hatipli...
Hatta aralarında ilahiyat fakülteli olanlar bile var.
Yani; bırakın “din dersi” okumayı, millete din dersi veriyorlar!
Sorum Cumhurbaşkanı’na:
Eğer din eğitimi, uyuşturucu kullanımını engelleseydi...
“İmam hatipli kardeşleriniz”, bu hallere düşer miydi?
60 GÜN!
Meclis’in yeni yasama yılı bugün başlıyor. Meclis Başkanı Cemil Çiçek önceki gün bir açıklama yapmış ve bu yasama döneminde milletvekillerinin sadece 60 gün Meclis’te çalışacaklarını söylemiş...
Çünkü 2015’in Haziran ayındaki seçimler nedeniyle Meclis, Mart’tan sonra fiilen çalışmayacakmış... Aradaki resmi tatiller de çıkarıldığında geriye çalışmak için sadece 60 gün kalıyormuş...
*
Uyşturucu satan imam haberi resimlerinden biri
google resimlerden
Milletvekilleri 60 gün çalışacaklar ama 9 ay maaş alacaklar!
Gelin bir hesap yapalım:
Vekil maaşları yaklaşık 15 bin lira... Çarpın 9 ayla, 135 bin lira eder. Bölün 60’a, günlük ücretleri 2 bin 250 liraya gelir.
Kısacası iki asgari ücretli işçinin bir ayda kazanamadığı parayı, bizim vekiller bir gün çalışıp cebe indirecekler!
Helal ediyor musunuz?


Cami lojmanındaki tabutlardan bonzai çıktı
30.09.2019 11:32



Adapazarı'nda bir caminin boş olan lojmanında arama yapan jandarma ekipleri, tabutun içinde 10 kilo bonzai uyuşturucu ele geçirdi.

Sakarya İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Adapazarı Abalı Mahallesi’nde köy camisinin boş olan lojmanında uyuşturucu saklandığı ihbarı üzerine harekete geçti.

Operasyonda, lojman içinde bulunan tabutun içine konulan 10 kilo bonzai ele geçirildi. Jandarma, Ö.G. ile S.G. isimli kadını gözaltına alırken, evlerinde yapılan aramada 1 hassas terazi ele geçirildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor. (DHA)





http://www.darkestnightmovie.com/BaphometCult.html
Video Linki https://tr.euronews.com/2019/09/30/sakaryada-cami-lojmaninda-tabut-icerisinde-10-kilo-uyusturucu-ele-gecirildi-video


Minareye gizlenmiş esrar bulundu
Diyarbakır'daki terör operasyonunda cami minaresine gizlenmiş uyuşturucu bulundu.
12.Eylül 2018
Lice, Kulp, Silvan, Hazro ve Kocaköy ilçelerinde terör örgütü PKK'ya yönelik 10 Eylül'de başlatılan ve bugün sona eren operasyon kapsamında, güvenlik güçlerince Lice ilçesine bağlı bir köyde yapılan aramada cami minaresinde iki çuval içerisinde gizlenmiş kubar esrar ele geçirildi.

İl Jandarma Komutanlığı koordinesinde Lice, Kulp, Silvan, Hazro ve Kocaköy ilçelerinde jandarma komando timleri, güvenlik korucuları ve polis özel harekat ekiplerinin katılımıyla 10 Eylül'de başlatılan bu gece saat 02.00 itibarıyla başarıyla tamamlanan "Bayrak-90 Şehit Jandarma Uzman Çavuş Uğur Sağlam-3" müşterek operasyonunda 7 ton 271 kilogram esrar, 669 bin 478 kök Hint keneviri ele geçirilmişti.

Operasyon kapsamında, 30 şüpheli hakkında gerekli yasal işlem başlatılmıştı.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1082448/Minareye_gizlenmis_esrar_bulundu.html


Uyuşturucudan kazandığı parayla cami yaptırmış!..
Polis, işadamı Habib Kanat'ın uyuşturucu imalatı yapılan depolarını bastı. Piyasa değeri 2 milyar TL olan uyuşturucu hammaddesi ele geçirildi. Kanat'ın Ataşehir'de babasının adına cami yaptırdığı öğrenildi
Tamer OSKAY/ SABAH Yaşam Haberleri
Giriş Tarihi: 15.9.2009İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü, uzun süredir uyuşturucu ticareti yaptığı bilinen ancak aleyhinde yeterli delil bulunamayan Habib Kanat'ı 1.5 yıl önce teknik takibe aldı. Bu amansız takip, en sonunda meyvesini verdi ve polis, Kanat'ın Pendik ve Tuzla'da 3 imalathanesi ve bir deposunun olduğunu belirledi. Bu 4 adrese baskın yapan polis, uyuşturucu hammaddesi olan 3 ton amfetamin ile 30 ton kimyasal maddeyi ele geçirdi. Operasyonda Kanat'ın yanısıra yüksek kimya mühendisi Doç Dr. Hüseyin Rıza Işık'ın da aralarında bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı. İmalathanelerde üretilen malın Ortadoğu'ya sevk eden işadamı Ş.H. ile oğlu Ş.M.H.'nin ise arandığı bildirildi.

'İMALATÇI' KİMYA MÜHENDİSİ
Polis, uyuşturucunun piyasa değerinin 2 milyar lirayı bulduğunu ve bu rakamın tarihi bir rekor olduğunu söyledi. Uzmanlar, 3 ton amfetamin ile 200 milyon adet Captagon hap üretilebileceğini söyledi. Ataşehir'de emlakçılık yapan ve döviz bürosu işleten Habib Kanat'ın İstanbul'un çeşitli semtlerinde 200 milyon TL'lik gayrimenkulünün bulunduğu belirlendi. Kanat'ın, Ataşehir'deki TOKİ arazisine 1 milyon TL harcayarak cami yaptırdığı ve babası Mustafa Kanat'ın adını verdiği de ortaya çıktı. Habib Kanat'ın "Ataşehir Magazin" adlı bir dergiye demeç verdiği de belirlendi. Dergide kendisini, "Döviz bürosu sahibi-yatırımcı" olarak tanıtan Kanat, döviz alanlara "zarar edebilecekleri yönünde" uyarılarda bulundu ve şöyle dedi: "Dünyada gezen sıcak bir para var. Bu para kendini kurtarmaya çalışıyor. Kendini nerede güvenceye alırsa oraya kaçacak. Bu sıcak parayı çekmeye başladığı anda Türkiye'de kriz olacak. Mali konular konuşularak değil, tedbir alınarak halledilir." Operasyon sonucunda, bugüne kadar yurtdışından getirildiği bilinen amfetaminin Türkiye'de üretildiği de anlaşılmış oldu. İmalathanelerin başında bulunduğu gerekçesi ile gözaltına alınan Yüksek Kimya Mühendisi Doç. Dr. Hüseyin Rıza Işık ise, narkotik polisinin yakından tanıdığı bir isim. Uzun yıllar İstanbul ve Beykent Üniversitesi'nde ders veren Işık, bir dönem Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde de uyuşturucu hapların içeriği ile ilgili bilirkişi olarak görev yapmıştı. Birçok polis çocuğunun üniversitelerden burs almasına yardım ettiği öğrenilen Işık, 2007'de extacy ürettiği için tutuklanmıştı. 14 ay cezaevinde kaldı. Serbest kaldıktan sonra 'imalata' devam etti.

45 GÜNDE 839 OPERASYON
İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü ekipleri, son 45 gün içerisinde, 839 ayrı operasyonla 492 kilo eroin, 35 kilo afyon sakızı, 34 kilo amfetamin, 324 kilo esrar, 17 kilo kokain, 137 bin adet extacy ve 12 bin adet captagon hap olmak üzere toplam 942 kilo uyuşturucu ele geçirdi. Bin 445 kişiyi de gözaltına aldı. İstanbul Valisi Muammer Güler, "Son yıllarda yapılan en büyük operasyon. Okullarda uyuşturucu satıcıları için önlemler alıyoruz" dedi.
https://www.sabah.com.tr/yasam/2009/09/15/uyusturucudan_kazandigi_parayla_cami_yaptirmis

Cami yanında uyuşturucu satışına katlamalı ceza
28.01.2019 - 12:54
Mithat ABAKAN/MANAVGAT, (DHA) - ANTALYA'nın Manavgat ilçesinde uyuşturucu sattıkları belirlenen Halil Tosun (43), Bayram Akbulut (25) ve İbrahim Halil Karaburç (43), 20'şer yıl 7'şer ay hapse mahkum oldu. Mahkeme, uyuşturucu satışının cami yakınındaki berberde yapılması nedeniyle sanıkların cezalarını yüzde 50 oranında artırdı.

Manavgat İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, geçen yıl mayıs ayında turizm bölgelerinde uyuşturucu ticareti yapıldığı ihbarıyla ilgili çalışma başlattı. Ekipler, Aşağıhisar Mahallesi'nde berberlik yapan İbrahim Halil Karaburç'un arkadaşları Halil Tosun ile Bayram Akbulut aracılığıyla uyuşturucu ticareti yaptığını belirledi. İbrahim Halil Karaburç'a kent dışından uyuşturucu sevkiyatı yapılacağı bilgisi üzerine jandarma tarafından berber dükkanı çevresinde önlem alındı. Bayram Akbulut ve Halil Tosun'un berber dükkanına 20 SS 797 plakalı otomobille gelerek Karaburç'a siyah poşet ve yeşil çanta teslim etti. Ekipler yaptıkları baskında, poşet ve çanta ile İbrahim Halil Karaburç'un evinde toplam 9 kilo 775 gram kubar esrar ele geçirdi. Gözaltına alınan 3 şüpheli, uyuşturucu ticareti suçundan tutuklandı.

SUÇ MAHALLİNİN CAMİYE YAKIN OLMASI CEZAYI ARTIRDI

Şüpheliler hakkında, 'örgütlü şekilde uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti' suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapis ve 30 bin güne kadar adli para cezası istemiyle dava açıldı. Manavgat 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın karar duruşması görüldü. Suçlamaları kabul etmeyen sanıklar, tahliye ve beraatlarını talep etti.

Yargılama sonunda sanıklar, 'Örgütlü şekilde uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti' suçundan 16'şar yıl 6'şar ay hapis ve günlüğü 20 liradan 1800 gün adli para cezasına mahkum edildi. Suç yerinin Alime Hatun Camii'ne mesafesinin 200 metreden az olması nedeniyle cezanın yarı oranında artırılmasına karar veren mahkeme, iyi hal indirimi uygulayarak sanıkları 20'şer yıl 7'şer ay 15'er gün hapis ve 2 bin 250 gün adli para cezasına mahkum etti
https://www.cnnturk.com/yerel-haberler/antalya/manavgat/cami-yaninda-uyusturucu-satisina-katlamali-ceza-922571

Cami Tuvaletinde Kolunda Eroin Şırıngasıyla Ölü Bulundu
Adana'da üniversite mezunu genç, yüksek dozda eroini damardan aldığı cami tuvaletinde ölü bulundu. 29.6.2018 18:36


KİMLİĞİ BELİRLENDİ

Olay yerine gelen polis ekipleri ise şahsın kimliğini belirlemek için çalışma başlattı. Kısa sürede şahsın Mersin Üniversitesi Dış Ticaret ve Uluslararası Pazarlama mezunu Ceyhun Karataş (27), olduğu belirlendi.
CAMİ TUVALETİNE EROİN KULLANMAYA GELDİ

Gencin bir süredir uyuşturucu kullandığı tuvalete de eroin kullanmaya geldiği ancak yüksek dozda uyuşturucu alınca hayatını kaybettiği belirlendi. Ayrıca tuvalette enjektör ve eroin almakta kullandığı diğer malzemelerde ele geçirildi. Gencin cenazesi otopsi için adli tıp kurumu morguna kaldırıldı.

İlk kez böyle bir olayla karşılaşan cami cemaati ise şok oldu.
Kaynak: İHA

Adana'da 'Dış Ticaret ve Uluslararası Pazarlama' mezunu bir genç yüksek dozda eroini damardan aldığı cami tuvaletinde ölü bulundu.


Adana'da 'Dış Ticaret ve Uluslararası Pazarlama' mezunu bir genç yüksek dozda eroini damardan aldığı cami tuvaletinde ölü bulundu.
CAMİ TUVALETİNDE EROİNDEN ÖLDÜ

Merkez Çukurova ilçesi, Yurt Mahallesi'nde namaz kılmak için camiye gelen vatandaşlardan biri tuvalette bir el gördü. Vatandaş kapıya vurdu ancak ses gelmeyince polise ve sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri bir kişinin tuvalette yüksek dozda damardan şırınga ile eroin alarak hayatını kaybettiğini saptadı.

REKLAM

CAMİ TUVALETİNDE EROİNDEN ÖLDÜMerkez Çukurova ilçesi, Yurt Mahallesi'nde namaz kılmak için camiye gelen vatandaşlardan biri tuvalette bir el gördü. Vatandaş kapıya vurdu ancak ses gelmeyince polise ve sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri bir kişinin tuvalette yüksek dozda damardan şırınga ile eroin alarak hayatını kaybettiğini saptadı.

https://www.haberler.com/universite-mezunu-genc-tuvalette-eroinden-oldu-10998757-haberi/

3 Aralık 2016 Cumartesi

GÖT KISMETTEN ÇIKINCAAA

ŞERİAT VE BAŞKANLIK AMERİKAN DAYATMASIDIR.

(Paylaşın da göreyim, hayır da diyemezsiniz)

Baş örtüsü, çarşaf, peçe, sarık, cübbe İslam değil, 200 yıldır Hristiyan sayılan, Osmanlıya Haçlı paraları, silahları ile isyan eden Sabilerin, onların dininden türetme Ortodoks Yahudi ve Hristiyanların dini kıyafetleridir.

Bu kıyafetler dinen onlarda mecburidir. İslam maskesiyle Ermeni'si Rum'u, Kürdü sizleri aldatmaktadır. 11 Eylül 2001'de açılan haçlı seferinin neferleri davet edicileri bunlardır. Bir Arap deyimi vardır:"Göt kısmetten çıkmışsa yarak kafayı Bağdat'tan gösterir.

" 1991-2003 Haçlı işgalleriyle de organ kafayı Bağdat tan göstermiş, bütün Müslüman ülkeler işgal edilmiştir. Bağdat'ta kadın ve erkekler, çocuklar işgal güçlerince sınırsız sayıda tecavüze uğramışlar, malları yağmalanmıştır.

Libya lideri Kaddafinin kıçına demir çubuk sokularak öldürülmüştür. Şimdi Suriye de Işid benzerlerini yapmıştır ve Suriye Sabilere teslim edilmek üzeredir.

Başınızdakiler Sabiler ile onların mezhepleridir.

Götünüz kısmetten çıkmış, kısmeti Bağdat'tan başını kaldırmıştır.

Her gün açtıkları yurtlarda çocuklarınızın ırzlarına geçmekte, diri diri yakmaktadırlar.

Üstüne de, yanmak cennetlik olmaktır, tecavüze uğrayan ilk okul çocukları için aile bakanı kaltak, bir kereden bir şey olmaz demekte, alay etmektedirler. Ya her gün ölen asker, polisçikler?

Onlar da köledirler onlara göre. Şeriat ve başkanlık da sizi ilelebed kadın ve erkek Babil fahişeleri olarak görmelerini sağlayacak sistemin adıdır.

Şeriat ve Başkanlık olunca bizim Amerika gibi güçlü ülke olmamıza izin vereceklerini sanıyorsanız, halis, muhlis, su katılmamış salaksınız demektir.

Bu konuda on yıldır 3000 arşivlik yazı yazdım.

Gerisi size kalmıştır.

Takdir sizindir.



AKPLILER ve HERKES UYANIN!!! 

Ülkem insanı olan herkesin, İran Humeyni, Suud Vehhabi şeriatındaki gibi, ensest homoseksüel, ensest heteroseksüel ve iğrenç nekrofilik yaşamları olmadıklarını biliyorum. 

Yansıyanlar da hala kripto yaşayan sapkın bir azınlıktır. İslami tarikat ve cemaat olarak ünlenmiş, gerçek yüzlerini halktan gizlemiş Ortodoks Yahudi, Hristiyan devşirmeleri olan bu sapkın azınlık, Akp ile gizli yüzlerini açığa vurmaya başlamışlardır. 

Peygamber, sahabe, ensar sünneti diyerek tarikat yurtlarında, imam hatiplerde, cemaat toplantılarında, İslamın ve Katolik Hristiyanlığın yasakladığı Lut Kavmi geleneklerini çocuklarımıza tecavüzler veya gönlünü çelen aldatmacalarla aşılamaktadırlar. Gelecek on, on beş yıl içinde nesillerimiz Lut Kavmi gibi yaşar hale gelecektir. 

Tecavüzcüsüyle mağdureyi evlendirme yasasını bu ortamı hazırlamak için kilometre taşı olarak görmektedirler. Bu saıpklıklar, GW. BUSH un 2001'de ilan ettiği haçlı seferinin aşamalarıdır. İlkinden sonuncusuna tüm haçlı seferlerinde Müslümanlar ve Türkler Sodom ve Gomora halkları gibi yani Lutilikle suçlanmışlar, evlerine, camilere doldurularak bu yüzden yakılmışlardır. 

Tarikat, cemaat yurtları buna halkı hazırlamakla görevlendirilmiş kripto gayrimüslümlerdir. Çocuklarınızı cemaat yurtlarına muhtaç etmek için, köy, mezra gibi küçük yerleşim birimlerindeki okulları kapattılar, taşımalı sisteme geçtiler. Küçücük bedenler için ağır olan bu yükü kaldırmak için de denetimsiz cemaat yurtlarını açtılar. 

Çocuklarınızı vermeye mecbur kaldınız. Eğitim hakkınız elinizden alırken üstüne hayırsever de görünmeyi başardılar. Buralarda görevlendirdikleri imam kılıklı papaz veya İslam ile bağı kalmamış eğitimciler çocuklarınızın ırzlarına geçtiler, sapık eğitimler verdiler. 

Dün Adana'da yakılan çocuklar bu pislikleri örtmek için yapılmış görünmektedir. "Ölüm yok" ile başlayan valinin yalan açıklamaları bakanlarca da sürdürüldüğünden sonunda çareyi basına yasak getirmekte buldular. 
Bu sinsi düşmanlıklara karşı tutum almaz, tavır koymazsanız, sağlığınızda Lut Kavmi olmuş evlatlarınızı, torunları göreceksiniz. Bu gün böyle değilseniz, o günlerde baba oğul, baba kız, abi, kız kardeş, dede torun ailece ensest cinsi sapıklığa boğulmuş olduğunuzda geri dönüş şansınız olmayacaktır. 
Nesillerinizin geleceğini bu günkü tutumlarınız belirleyecektir. 

On yıldır bu amaçla sizleri uyandırabilmek, uyarabilmek için dinlerin cinsel sapıklıkların kökeni olduğunu işledim. 
İşine gelmeyenler, yazımı anlamayanlar beni karaladılar. Eğer bu tehlikeyi görmeseydim dinler hakkında yazı bile yazmazdım. 
Yakın ve uzak geleceğinizi şimdiki davranışlarınız belirleyecektir.

Takdir sizindir.


Bu bulut, Beyaz bulutlar ülkesi Yeni Zellanda dan görülmüşse de Bağdatta da görülmesi mümkündür:


AlaeddinYavuz/
Alaeddin Yavuz wordpress
keykubat
/adilyargic
/ adilyargicc
  

1 Aralık 2016 Perşembe

MÜSLÜMANLAR, TÜRKLER, İNSANLAR UYANIN

Ülkem insanı olan herkesin, İran Humeyni, Suud Vehhabi şeriatındaki gibi, ensest homoseksüel, ensest heteroseksüel, lezbiyen ve iğrenç nekrofilik yaşamları olmadıklarını biliyorum. 

Yansıyanlar da hala kripto yaşayan sapkın bir azınlıktır ve AKP'nin Avrupa Birliği emirleriyle 2003'lerde çıkardığı "Üniversitelerde Lezbiyen, Gay, Transeksüel, Biseksüel" kısaca LGTB kulüplerinde yetişenler de eklenebilir. 

İslami tarikat ve cemaat olarak ünlenmiş, gerçek yüzlerini halktan gizlemiş Ortodoks Yahudi, Hristiyan devşirmeleri olan bu sapkın azınlık, Akp ile gizli yüzlerini açığa vurmaya başlamışlardır. Peygamber, sahabe, ensar sünneti diyerek tarikat yurtlarında, İmam hatiplerde, cemaat toplantılarında, İslamın ve Katolik Hristiyanlığın yasakladığı Lut Kavmi geleneklerini çocuklarımıza tecavüzler veya gönlünü çelen aldatmacalarla aşılamaktadırlar. 

Gelecek on, on beş yıl içinde nesillerimiz Lut Kavmi gibi yaşar hale gelecektir. Tecavüzcüsüyle mağdureyi ve mağduru evlendirme yasasını bu ortamı hazırlamak için kilometre taşı olarak görmektedirler. Yani, bunlar erkek erkeğe evlenmeyi de getireceklerdir. Kısaca Türkiye dışındaki Müslüman ülkelerde olan Baçiz Bazi, gılman, Osmanlıda hadım köle olarak bilinen ilişkileri de yasallaştıracaklardır.

Bu sapıklıklar, GW. BUSH un 2001'de ilan ettiği haçlı seferinin aşamalarıdır. İlkinden sonuncusuna tüm haçlı seferlerinde Müslümanlar ve Türkler Sodom ve Gomora halkları gibi yani Lutilikle suçlanmışlar, evlerine, camilere doldurularak bu yüzden yakılmışlardır. Tarikat, cemaat yurtları buna halkı hazırlamakla görevlendirilmiş kripto gayrimüslümlerdir. 

Çocuklarınızı cemaat yurtlarına muhtaç etmek için, köy, mezra gibi küçük yerleşim birimlerindeki okulları kapattılar, taşımalı sisteme geçtiler. Küçücük bedenler için ağır olan bu yükü kaldırmak için de denetimsiz cemaat yurtlarını açtılar. Çocuklarınızı vermeye mecbur kaldınız. Eğitim hakkınız elinizden alırken üstüne hayırsever de görünmeyi başardılar. 

Buralarda görevlendirdikleri imam kılıklı papaz veya İslam ile bağı kalmamış eğitimciler çocuklarınızın ırzlarına geçtiler, sapık eğitimler verdiler. Dün Adana'da yakılan çocuklar bu pislikleri örtmek için yapılmış görünmektedir. "Ölüm yok" ile başlayan valinin yalan açıklamaları bakanlarca da sürdürüldüğünden sonunda çareyi basına yasak getirmekte buldular. 

İşte AKP ve tarikatları buna hizmet etmektedir
Bu sinsi düşmanlıklara karşı tutum almaz, tavır koymazsanız, sağlığınızda Lut Kavmi olmuş evlatlarınızı, torunları göreceksiniz. Bu gün böyle değilseniz, o günlerde baba oğul, baba kız, abi kız kardeş, dede torun ailece ensest cinsi sapıklığa boğulmuş olduğunuzda geri dönüş şansınız olmayacaktır. 

Nesillerinizin geleceğini bu günkü tutumlarınız belirleyecektir. On yıldır bu amaçla sizleri uyandırabilmek, uyarabilmek için dinlerin cinsel sapıklıkların kökeni olduğunu işledim. İşine gelmeyenler, yazımı anlamayanlar beni karaladılar. 

Eğer bu tehlikeyi görmeseydim dinler hakkında yazı bile yazmazdım. Yakın ve uzak geleceğinizi şimdiki davranışlarınız belirleyecektir. 

Takdir sizindir.

AlaeddinYavuz/
Alaeddin Yavuz wordpress
keykubat
/adilyargic
/ adilyargicc

25 Kasım 2016 Cuma

ESKİ MISIR DA EVLİLİK, SÜNNET, EĞLENCE


ESKİ MISIR DA EVLİLİK, SÜNNET, EĞLENCE


Bu yazıları yazma gerekçem, ülkemiz adice senaryolarla, halkın din konusundaki düşkünlüğü, hassaslığı istismar edilerek yavaş yavaş İran, Suudi Arabistan tarzı ir Yahudi Şeriatına doğru götürülmektedir. Bu şeriat da binlerce yıl önceki eski Mısır dini geleneklerinin bile gerisindeki çağlara insanımızı götürecek, yaşam kalitesini ortadan kaldıracaktır.


Akp hükumeti geçtiğimiz günlerde halktan gelen aşırı tepkiler ile muhalefetin yoğun tepkileri sonucu komisyona daha sonra yeniden görüşülmek üzere çektiği ve kamuoyunda "tecavüzcüsüyle evlendirme" yasası olarak bilinen yasa ile ilgili bu gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıklama yaptı.
AKP DÖNEMİNDE TECAVÜZ SUÇLARI SİSTEMLİ OLARAK YÜZDE YEDİ YÜZ ARTMIŞ, TECAVÜZ MAĞDURLARININ SAYILARI ON ALTI BİNİ AŞMIŞTIR. Kİ BUNLAR, HÜKUMET BASKILARINA RAĞMEN POLİSE VE YARGIYA YANSIYANLARDIR.
AKP DÖNEMİNDE TECAVÜZ SUÇLARI SİSTEMLİ OLARAK YÜZDE YEDİ YÜZ ARTMIŞ, TECAVÜZ MAĞDURLARININ SAYILARI ON ALTI BİNİ AŞMIŞTIR. Kİ BUNLAR, HÜKUMET BASKILARINA RAĞMEN POLİSE VE YARGIYA YANSIYANLARDIR.


"Bir ülkede erken evlenme geleneği var ise ne kadar yasaklarsanız yasaklayın önleyemezsiniz, onu düzenleyerek sorun olmaktan çıkarmak gerekir. Bu yüzden, aynı yasa daha kapsamlı ve uyumlu olarak meclise geri gelecektir" şeklinde açıklama ile muhalefet ve halka meydan okudu.


Cumhurbaşkanı temsil ettiği cumhuriyetin anayasasına da muhalefet etmiştir ki bunu hükumete geldiğinden beri yapmaktadır.


Peki erken evliliğin gerekçesi nedir?


Ülkemizin hangi kesimlerinde erken evlilik yaygındır?

Dünyadaki durumu nedir?Erken evliliğin tek gerekçesi dinlerdir.En eski Sümer, Babil, Hint, İran ve Grek dinlerinde sütten kesilmiş öz evlatlarıyla ana babaların yaptıkları sapık cinsellikler vardır. Bu gün de bütün dünyada yasaklanmasına rağmen azınlık gruplarca gizli olarak yapılmaktadır.


Ülkemizde, "Dinim yaşamak istiyorum, türbana özgürlük" kampanyalarıyla köktendinci AKP hükumeti, çeşitli tarikat koalisyonlarıyla ve derin Nato memuru olan Genelkurmay subaylarınca iktidar edilmiştir.


İslami tarikat görünümlü Ortodoks Yahudi, Hristiyanların kurdukları Nurculuk, Işıkçılık, Menzil, İsmailağa ve Arabistan da yaygın olan Vehhabilik İslamında peygamber Muhammet in karısı Ayşe ile altı yaşında cinsel ilişkiye girdiği, İran lideri Ayetullah Humeyni nin "Tahrir El Vesile" kitabında da peygamberin, Ayşe ye altı yaşında iken mufakatat denilen, uyluk kemikleri arasına sürterek boşaldığı iddiasıyla ALTI YAŞINDA kız çocuğuyla evlilik, Ayşe ile dokuz yaşında cinsel ilişkiye girdiğini kabul edenlerde da dokuz yaşında kız çocuğuyla evlilik bu devşirme Müslüman tarikatlarınca uygulanmak . Bunun yasala zemine oturtulmasını da isteyenler bunlardır.


Oysa aynı konu emredilmektedir. Tevrat ı İncil ile birlikte okuyan Hristiyan ülkeleri de bu hükme tabidir.


Bu sapkın geleneğin İslam adıyla uygulanmak istenilmesi hem İslamın adının kötüye çıkarılmasına, bunca İslamofobi faaliyeti arasında İslam düşmanlarının ellerine de iyi bir koz vermekten başka işe yaramayacağıdır.


Dünyada, Hinduluk,Brahmanlık, Budistlik, Jainstlik, Zerdüştlük, Zervanilik, Sabilik, Sabilerin Hristiyanları olan Süryani, Nasturi, Marunilerde, Avrupalı Hristiyan ülkelerde, Kürt ve İran Yezidiliğinde, Kürt Yahudiliğinde ve Yahudi din ve mezheplerinde bu sapıklık olmasına rağmen bütün dünyada yasaklanmıştır.


Buna rağmen, İran, Suudi Arabistan, Afganistan, Pakistan, Bangladeş "İslami gelenek, peygamber sünneti" olarak uygulanmaktadır. Hatta buralarda peygamberin erkek köleleri bahane edilerek, erkek çocuklarla evlilik ve cinsellik de Kuranın yasaklamasına rağmen aynı gerekçe ile uygulanmaktadır. Aslında İslam öncesi bu kavimler dinleri olan Hinduluk ve Zerdüştlük dinleri nedeniyle zaten böyle yaşıyorlardı.
16-yas-alti-evlilik-yasagini-protesto-eden-pakistanli-imam
16-yas-alti-evlilik-yasagini-protesto-eden-pakistanli-imam
AKP hükumeti İslamcı görünüp, İslam adıyla bu putperest dinlerin kalıntılarını, İslamın çıkış çağında bu geleneklere göre yaşayan peygamberin halkının sapkınlıklarını "Peygamber, sahabe sünneti" adıyla uygulamaya geçirilmesinin İslam ile alakası yoktur.
Günümüzden beş, altı bin yıl öncesi Eski Mısır dininde bile evlenme yaşının erkeklerde "On Altı ve yirmi" ama kız çocuklarında aynı Tevrata geçtiği gibi "ilk ay hali olmasıyla evliliğe hazır kabul edilmiş" olduğunu okuyacağınız çeviri yazımdaki bilgilerle tanıştığınızda, AKP hükumetini elinde bulunduran devşirme Müslümanların sapkınlıklarını yaşama arzuları yüzünden insanımız, sekiz bin yıl geriye götürülmüş olacaktır.

Millet olarak ilkelliği tercih ederseniz takdir sizindir ve "ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" öz deyişine göre de "sapık bir millet olarak" anılmaya karar vermiş olacaksınız.
AKP nin sapıklık icraatları


Şimdi yazıya geçiyorum;


Amerika İllinois Üniversitesi antropoloji profesörü, Spurlock Muzesi müdürü, Nil vadisi ve tarih öncesi, hanedan öncesi Mısır tarihi ve Nil vadisi doğal olayları hakkında on sekiz yıl araştırma yapmış, Douglas J.Brewer ile, Giza, Luksor, ve İskenderiye keşiflerine katılmış, Mısır dinleri ve tarihi hakkında akademik makaleleri olan ve Mısır hakkında beş kitap sahibi olan,Chicago Üniversitesi, Nubiya ve eski Mısır antikaları içeren Doğu Enstitü Müzesinde müdürlük yapan Emily Teeter ikilisinin yazdıkları Cambridge Ünv. Pres yayınlarına ait Egypte and Eguptians kitabının yedinci bölümünden alıntı olarak, “athom. Lib,uchicago.edu” internet adresinden okunarak tarafımdan dilimize çevrilmiştir.



Eski Mısır Toplumu ve Aile Yaşamı

Duoglas J.Brewer : Emily Teeter
Bölüm I:Evlilik ve Aile


Dilimize Çeviren; Alaeddin Yavuz

“Mısırlılar, insanlığın sıradan uygulamalarını tersine çevirenler olarak görülürler. Kadınlar Pazar yerlerinde, ticaretle uğraşırken, erkekler evlerinde oturur ve örgü örerler. Mısır erkekleri yüklerini başlarında taşırken, kadınları omuzlarında taşır.Kadınlar sudan ayakta, dik geçerlerken, erkekler çömelerek geçerler. Dinlenmek için içeri girerler ama yemeklerini dışarıda herkese göstererek yerler. Dışarıda yemek her ne kadar uygunsuz olarak kabul edilse de bu gerekli bir davranıştır, özel olarak yapılan şeyler uygunsuz olsa da aleni yapılmaldır. (Herdodot II.33-37)

Evlilik;


Bir genç erkek yetişkinliğe eriştiğinde evlilik için uygun sayılıyor ve kendi ailesini kurmak için ortak aramaya başlıyordu. Dişiler, ilk adetlerini gördükleri (9 Yaş) anda yetişkin ve evliliğe hazır sayılıyorlardı.Erkekler için evlilik yaşı biraz daha ileriydi. Ailesine destek olabilecekleri yaş olan 16-20 yaşları uygundu.

Bekaret evlilik için bir zorunluluk değildi;aslında evlilik öncesi cinsel ilişki veya evli olmayan çiftler arasında her türlü cinsel ilişki toplumda kabul edilebilirdi. Bir kez evlenildiğinde ise, çiftler, cinsel olarak birbirlerine sadık olacaklarına dair söz verirlerdi. Firavunlar hariç Mısırlılar tek eşliydiler ve bir çok kayıtlarda çiftlerin birbirlerine verdikleri sadakat sözleri yer almaktadır.


Dinlerinin temeli, bereket ve üreme üzerine olduğundan, yüksek derecede şehvete düşkünlerdi. Yeni Krallık döneminden kalan bir şiir metnindebu özellikleri vurgulanır; “Elin, benim elim; Bedenim zevkle titrer; Kalbim oldukça yükselmiştir; Seninle bilikte yürüdüğümden. Ve; “O, diğer kızlardan daha güzel; Doğan bir yıldız gibi...Güzel bakan gözleriyle;Öpen tatlı dudaklarıyla”(After Lichtheim 1976,182)


Evlilik, açık bir toplumsal anlaşmaydı ve mülkiyeti de düzenlemekteydi. Evlilik anlaşması metinlerine ne dini ne de devlet ideolojileri giriyordu, tamamen ekonomikti ve kayıt altında tutulmazlardı. Görünüşte birlikte yaşamaya başlayan çift evli olarak kabul edilirlerdi. Setne’nin bir hikayesinde “Naneferkaptah’ın evine bir eş olarak alındım, bana hediye olarak gümüş ve altın gönderdi.. O gece benimle uyudu ve beni memnun edici buldu. O benimle tekrar tekrar uyudu ve birbirimizi tekrar tekrar sevdik”(Lichtheim 1980.128)


Eski Mısırlılarda “evlilik” kelimesi “meni” idi ve “demir atmak, kayığı bağlamak” anlamlarına geliyordu. Evlilik düzenlemelerinde mallar birbirine geçebiliyordu. Metinlerde, damat daima kızın ebeveynine hediye veriyordu. Yasal metinlerde, her eş, evlenirken getirdiği mallarının idare hakkına sahipti ve evlilikte birlikte edindikleri malları da ellerinde tutabiliyorlardı. İdeal olan, yeni çiftin kendi evlerinde kalmalarıydı, bu imkansızsa, kızın veya erkeğin uygun olan ailelerinin yanında kalabiliyorlardı. Geniş aile düşkünlüğü yüzünden doğum kontrolu uygulamasının eksikliğine bakılırsa, kadınların çoğu evlenir evlenmez hamile kalıyorlardı.

Boşanma;


Evlilik kurumu ciddiyet üzerine kuruluydu ve boşanma yaygın değildi. Çiftlerden herhangi birisi, aldatma, zina, kadının kısırlığı, kötü muamele, uyumsuzluk nedenleriyle boşanma davası açabilirdi. Boşanma, elbette şüphesiz bir hayal kırıklığının yansımasıydı ama boşanmış çiftlerin tekrar evlendiklerine de rastlanırdı.

Boşanma elbette kolay bir sorundu ama, birlikte yaşamaktan elde edilen mallarınn paylaşımı, idaresi sorunu işi karmaşıklaştırıyordu.
İslam ve Hristiyanlığın Katoliklik mezhebi dışındaki mezhepleri ile Ortodoks Yahudilik tümüyle bu sapıklıkları içerir, tüm ekvator kuşağı eski dinlerde vardır
İslam ve Hristiyanlığın Katoliklik mezhebi dışındaki mezhepleri ile Ortodoks Yahudilik tümüyle bu sapıklıkları içerir, tüm ekvator kuşağı eski dinlerde vardır


Bir kadın “anlaşmalı boşanmayı” tercih etmişse, evlenirken getirdiği mallar yanında evlilikte edindiği malların da üçte biri veya üçte ikisini alabiliyordu.

Bir metinde, (Ostracon Petrie18) hasta olan kocasını terk eden bir kadının yapılan yargılamasında, kadının bütün edinimlerinden feragat etmesi istenilmiştir.Eğer, evliliği koca terk ediyorsa, benzer şekilde nafaka ödemekle yükümlü kılınıyor ve bir çok durumda da birlikte edindiği mallardaki hakkını ceza olarak kaybediyordu.

Mısırlı kadınlar, Mezopotamya’daki çağdaşlarından, eski Yunanlılar ile Romalı kadınlardan çok daha medeni eşitlik haklarına sahiptiler. Yazılı yasal haklarının tümünden yararlanarak boşanma işlemini başlatabiliyordu. Ek olarak, mahkemelerde şahitlik edebiliyor, gayrimenkulleri miras olarak alabiliyor, istemediği çocuklarını mirasından mahrum edebiliyordu.


Köylü sınıfında, kadınlar tarlalarda erkekleriyle birlikte yan yana çalışabiliyorlar, yüksek toplum sınıflarında kocaları sanatları veya memuriyetlerinde çalışırlarken evlerinde kalabiliyorlar, cinsiyete dayalı rollerini oynarken haklarını sağlama alabiliyorlardı.


Firavunluk dönemlerinde, kadınların erkeklerle eşit olarak mirastan hak aldıkları görülmektedir. En yaşlı oğul, babasının işini, işindeki konumunu alabilme hakkına sahip olduğundan, babasının cenaze masraflarını da karşılamak zorundaydı.


Miras, aile üyelerince müşterek edinilmesi dışında mirasçılar arasında paylaşılmıyordu. Aile, mirasını umulan mirasçılar dışında birine bırakma istiyorsa, “imeyt per” yani “evin içinde olan” anlamına gelen bir belge ile ölenin istekleri güvence altına alınırdı.

Aile Yaşamı ve Çocuk Edinme;


Cinsel birleşme ve hamilelik arasındaki ilişki eski Mısırlılarca açıkça tanınmıştır. Örneğin, Geç Dönem Setna hikayesinde, “O kocasının yanına uzanıp yattı, hamilelik sıvısını ondan aldı.”ve bir Khonsu ilahisinde, “Mısır’da nesillerin artması ve dişi rahmin hamile kalmasına yol açan erkektir” der.

Mısırlıların tarafların üretim sistemlerinin özelliklerini anlamış olmalarına rağmen, taraflar arasındaki ilişki bazen açık değildir. Örneğin, testislerin üremedeki gerekliliğini biliyorlardı fakat dölün kaynağı kemiklerdi ve oradan gelerek testislerden geçerdi” inancı vardır. Dişinin iç anatomisinin daha az anlaşıldığı görülmektedir. Anatomik saflık bazı gerçeklerden derleme bilgilerle yorumlanmış, rahmin fonksiyonları hatalı olarak doğrudan beslenme kanalı ile ilişkilendirilmiştir. Bu yüzden, kadının üremeye uygunluğundan çocuğun cinsiyetini tespit etmeye buradan yapılan deneyler ile karar verilmiştir. Kadının vajinasına bir diş sarımsak yerleştirilir, nefesinde kokusu hissedildiğinde kadının doğurabilir, koku hissedilmiyorsa doğuramaz olduğuna karar veriyorlardı.Mısır’ın bütün sınıflarına ait ailelerde,iki cinsten olan çocuklar arasında dişi-erkek ayrımı yapılmazdı.(Çocuk öldürme geleneğinin uygulandığına dair deliller bulunamamıştır.)

Hamile kalan kadının doğuracağı çocuğun cinsiyetinin belirlenmesine dair de deneyler vardı.


Mısır tanrıçası İsis veya Aysis, oğlu Horus u emziriyor. İsa Meryem inancının kökenidir. Kıyafetine bakınız Arapları andırıyor mu hiç?


Deneylerden birisi arpa ve buğday nemlendirme işiydi. Hamile olduğu umulan kadının idrarı içine nemli arpa ve bugday konulurdu. Eğer arpa filizlenirse, çocuğun erkek, buğday filizlenirse, çocuğun kız olacağına hükmedilirdi. Eğer ikisi de olmazsa kadın hamile değildi.


Bu konuda yapılan bilimsel deneylerde, kadının muhtelif hormonlar üretebildiği, bunun idrarında bulunması ile, seçilen bu özel bitkilerin yeşermeleriyle çocuğun cinsiyetinin belirlenmesi arasında bir bağ tespit edilememiştir.


Çocuğun doğması elbette büyük zevk veren bir olaydı ama, çocuğu doğuran anaların onların ölümlerine şahit olduklarında yaşadıkları üzüntü yaygın çocuk ölümlerinin sonuçlarındandı.


Çocuk doğumları doğal bir olay olarak görülürdü, hastalık olarak değil, doğumlarda da genellikle ebeler yardımcı olurdu. Derlenen bilgilere göre çocuk ölümleri bu günün endüstrileşmemiş toplumlarında olduğu kadar yüksekti.


Sağlıklı çocuk yetiştirme, hijyenik ortamlar yaratılmasından ziyade,ana sütü ile beslemeye dayalıydı.


Bu yüzden, çocuk ölümlerinin çoğu da sütten kesilmesinden sonra başlıyordu. Süte alışmış çocuğun sindirim sistemi yeni verilen yiyecekleri hazmedemeyince iç hastalıklar ortaya çıkıyordu. Eski Mısır’dan derlenen belgelerde, çocuk mezarlıklarının çokluğu ve çocukların dört yaşlarında sıklıkla öldüklerini belgelemektedir. Yeni krallık dönemlerinde bu yüzden çocukları üç yaşına kadar emzirme emredilmiştir.


Mısır çocukları beşinci yaşlarını başarıyla doldurduklarında ise genellikle yaşam dolu olduklarına inanılıyordu ve köy kesiminde, erkeklerin 33, kadınların da 29 yaşına kadar kemiklerinin geliştiğine inanılıyordu. İyi beslenmiş ve köylüler ve aşağı sınıftan olanlar gibi ağır işlerde ezilmemiş Mısırlıların altmış, yetmiş, seksen ve hatta doksan yaşlarını gördükleri metin kayıtlarında görülmüştür.


Yüksek sınıfa ait kadınların yaşam süreleri de kendilerinden alt sınıfta olan, ağır işler ve çok çocuk doğurarak ezilmiş olanlara göre yüksekti.


Çocukların boş vakitlerini değerlendirmek için oyuncaklarla oynamalarına izin verildiği, ancak, bebeklik çağının sütten kesilme ile bitmesiyle yetişkin hayat eğitimi almaya başlatılırlardı. Genç kızlar, evde annelerine yardım ederler ve tarlada birlikte çalışırlardı. Öteki dişi aile üyeleri de evde küçük kardeşlerine bakarlardı.Erkek çocuklar da babalarının yanlarında bulunur, onların işleriyle ilgili getir götür işlerinde görevlendirilerlerdi. Bunun yanında aileler, çocuklarına, ahlaki, dini ilkeleri öğretir ve tam nasıl davranılacağını gösterirlerdi.


Çocukluğun sona ermesi, kızlarda ilk adet kanı görmeleri, erkeklerde de sünnet törenleriyle belirlenirdi.


Sünnet törenleri, çocukluktan adamlığa geçişi simgeliyordu ve bir kaynakçada geçtiği gibi;” Sünnet derim benden ayrılmadan önce ben bir çocukken...” gösterilmiştir. Bilindiği kadarıyla firavunluk dönemlerinde sadece erkekler sünnet edilmişlerdir, ancak toplum genelinde ne kadar yaygın olduğu da tam bilinmemektedir. Kral Ahmose ve kral Amenhotep gibi sünnetsiz olduklarına rastlanmış mumyalara bakıldığında sünnetin genel olmadığı sonucu çıkmaktadır.

Yaşlılıklarında babalarının işlerinin varisi olan ilk çocuklar mesleklerini seçemezlerdi. Heredot ile Diodorus bu meslek mirasına dikkat çekmektedir. Bu babadan oğula intikal eden katı bir sistem olmamakla birlikte, o iş dalında,babanın yeteneklerinin oğluna geçtiğine inanıldığından uygulanırdı.
Çocuğu olmayan ailelelerin, Yeni krallık döneminde evlatlık alarak büyütmeleri emredilmiştir.

Mısır Firavunu Akeneton, üç bin beş yüz yıl önce çocuklarıyla. Tek tanrı inancın kuran firavun. Evlilik yaşı kızlarda ON ALTI


Genellikle köylü çocukları okullara alınmazlardı ve yüksek sınıfa ait yazıcıların çocukları erken yaşlarda okullara kayıt edilirlerdi. Kız çocukları ise okula alınmazlar, evlerinde tutulan öğretmenlerce okuryazarlıkta eğitilirlerdi. Orta Krallık dönemlerinde okullara rastlanılmasa da Ramasseum ve Mut Tapınağında özellikle eğitim görenler,bazı idari işler ile sarayda görevlere alınırlardı.


Asillerden olan bazıları, çocuklarına daha iyi eğitim verebilmeleri için ayrıca özel eğitmenler de kiralarlardı. Çünkü eğitim sistemi, pedagojik eğitim almış eğitmenler henüz yoktu ve çocuklarına daha iyi eğitim kazandırmak isteyen aileler de başarılı bilinen eğitimcileri tutarlardı. Eğitim, metinlerin hecelenmesi, imla kurallarına göre yazılması, ezberletilmesi ve metinlerin kopyalarının çıkarılması şeklindeydi.

Erkeklerin eğitimlerinde matematik derslerin başında geliyordu, ata sözlerinin ezberletilmesi, dini mitlerin öğretilmesi de temel derslerdendi..


Sürpriz sayılmayan meslek de elbette yazıcılıktı ve bir metinde “Olacaksan yazıcı ol, o her şeyin farkındadır, yazı işinde çalışır, vergi ödemez ve hiç bir iş için para ödemez” denilmektedir.

Eğitimin süresi geniş bir zamana yayılmıştır. Yüksek rahip Beken Khonsu, okula beş yaşında başladığını, dört yıl Kral I.Seti’nin ahırında çıraklık ettiğini, yirmisinde düşük düzeyde rahipliğe (wab) atandığını yazar. Bir başka metinde de yazıcılık eğitimini otuz yaşında tamamladığı geçse de bu yaygın değildir.


Eğlence ve içki bölümü tercüme edilmemiştir.


Mısır şehirlerinde yaygın olarak afyon katkılı içkiler, şarap imalatı, satışı,birahane, bulunduğu, yanlarında fahişelerin satıldığı genelevler de belirtilmektedir. Eski Yunanda da genelevlerin tapınaklardan başka limanlarda olduğu ve yeri belli olsun diye de önlerine erkek cinsel organının heykellerinin dikildiği de yazılıdır.


Dilimize çeviren ve yazan
Alaeddin Yavuz.


Antik çağların sapıklığını yaşayan ve bunu "dinimi yaşamak istiyorum" gibi masum bir bahane ile örten sapıkları da, onların sapkınlıklarını yasa ile kolaylaştıran siyasi iktidarı da lanetliyorum.
İsa peygamberin de lanetini ekliyorum;
İsa Yahudileri bu yüzden suçlamaktadır;

Matta İncil’i 23:27,28; “Vay sizin başınıza geleceklere Ferisiler ve yazıcılar. Hepiniz dışarıdan beyaza boyanmış mezarlar gibisiniz, dışarıdan güzel ama içinde ölü adamın kuru kemikleri bulunurcasına kirlisiniz (Cenabet). Dışarıdan bakıldığında doğru insanlar gibi ama içinden iki yüzlü ve günahkar görünüyorsunuz.”

Bakara yüz doksan sekizinci ayetin son cümlesinin de dediği gibi hepiniz sapıktınız, sapıklığınızda yetişmiş peygamberleriniz de sapıklık içinde büyüdüklerinden sizi adam edemediler, sizler de sapıklıkta ısrar ettiğinizden de sapık kalacaksınız.


Topunuza lanet olsun.


AlaeddinYavuz/
Alaeddin Yavuz wordpress
keykubat
/adilyargic
/ adilyargicc


Yazıda bazı tespitlerime katılmayanlar, geniş bilgilere bu linkten erişebilirler. https://keykubat.blogspot.com.tr/2016/11/mitolojiden-gunumuze-sapiklik-ayetleri.html

14 Kasım 2016 Pazartesi

ELVEDA İNSANLAR

Çobanın Kavalı Uyutur Andavalı!


Kendi kendine yeten dokuz tarım ülkesinden biri olan ülkemizi, geçen 15 yıl içinde, Gürcistan'dan saman ithal eder hale getirmiş, Recep Tayyip Erdoğan, 14 Kasım 2016 günü sadece laf üretmek için düzenlettiği, uydurma Milli Tarım Projesi toplantısında, kendine yakışır şekilde, sınırsız sorumsuz konuştu;

"Peygamberlerin mesleği olan çiftçilik ve çobanlığı ülkemizde hak ettiği konuma getirmeliyiz. Çobanlık deyip hafife almayın. Çobanlığın felsefesini anlamayan, psikolojisini anlamayan insan yönetemez. Ben de bir çobanım" dedi.

Bir düşünelim önce, çoban nedir?

Coban, ücretle sürüye sahip cikan, güden işçinin adidir. İşvereni ise sürünün sahibi şahıs veya köylü, kasabalıdır.

Ancak, bu çoban, sürünün başında görevlendirildiğinden beri önce, hayvanları, boylarına, poslarına, renklerine ve sair özelliklerine göre yıllarca ayırmış ama ne hikmettir sürü dağılmamış, birbirine düşman olmamıştır.

Yetmemiş, çoban, sürüyü sürekli kurda çakala teslim etmiş, her gün oluk oluk kan dökülmüş, sürü zayiat rekoru kırdıysa da sürü sahipleri işi oluruna vermişlerdir.

Tepkisizlikten cesaret alan çoban, bu defa sürünün koruyucu köpeklerini kovalamış, açlığa ölüme terk etmiş, yetmemiş sonunda bir kulübeye hapsetmiştir.
Bu da yetmemiş, çoban sürüyü peyderpey satmış,merayı önce kiraya vermiş, sonra ne varsa başkalarına satmıştır.

Ama sürü sahiplerinden gene ses çıkmamış hatta sürü sahipleri bile çobanın kavalına o kadar kapılmışlar ki, sürüye dahil olup, otlamaya başlamışlar.


Çoban kavalı çaldıkça onu alkışlayıp uyumuşlar, ama çoban şimdilik otlarını, sularını veriyormuş.

Sonunda, çoban olarak hepsinin sahib olduğunu ilan etmiş ve kavalını üflemiş, yeni otlaklar, pırı pırıl akan derelerin içinden geçtiği Osmanlı meraları hayallerini de anlatan çobanın kavalının büyüsü köylüyü gene uyutmuş ve çobanı çılgınca alkışlamışlar.

Dün alkışlanan çoban, merayı, sürüyü satmıştır.


İnsanlar hain bir çobanı alkışladılar.

Yeni meralara götürecek çobanlarını dün alkışlayanlar yakında otladıkları mera da gidecek haberleri yok.

Ege'de 18 ada 157 kayalık gitti, Kıbrıs zaten umutsuz vaka, başkan olunca federasyon hesabına doğu ve güneydoğu Anadolu da gidince Karadeniz'de de Pontus olacak,
15 yıldır Güneysu'ya Potamya dense ne olur? diye bağırıyor çoban.

Mera gittiğinin farkına varıldığında çoban da kovulacak ama yükü tuttu çoban. İsviçre'den Endonezya'ya kadar ülkelerde şirketler, banka hesaplarını doldurdu çoban. Devletin bütün kamu arazilerini, karısının, çocuklarının, damatlarının, dünürlerinin ve partili arkadaşlarının vakıflarına tapuladı çoban.

Merayi da sürüyü de sattı, ama, sürü de sahipleri de hallerinden memnun mu memnun.

Ne sürüsü ne de köyü, toprağı kalmayan sürü sahiplerini üzerlerine ölü toprağı serpilmişçesine uyudukları uykudan uyanacaklarına dair henüz hiç bir işaret belirtisi yoktur.

Kazara uyandıklarında olacak olan, kombine kesim tesislerinde ayılırlar belki ama geç olur.


Kasap reyonunda cümleten görüşürüz.


Çobanın kavalı uyuttu andavalı.


İyi uykular.

Bu güne kadar yazdım, çizdim ve en kusursuz insanları arkadaş grubumda bıraktım, tabi kendime göre.

Hepinize sonsuz teşekkürler ediyorum. Umarım sizlerin bana olduğunuz kadar ben de size faydalı olabilmişimdir.

Bir insan neden yazar?

Vatanı için; Yazdım;

Ailesi için;Yazdım,

İnsanlık için, yazdım.

Yazacağım mutlaka daha çok şey vardır ve bir çok da yayınlamadığım yazılarım hala vardır hem de ciltler dolusu.

Ama, beni bitiren artık kendi aile ve akraba çevrem olmuştur. Buna, sonradan edindiğim çevrem de etkilidir.

İnsanların bunca lakayıtlık ve kaypaklığına bakınca, onları tehlikeler konusunda uyarmak yerine, felaketlere maruz kalmaları için bir şeyler yapasım gelmeye başladı.

Benim dengemi bozdular.

En azından bir süre belki asla yazmayacağım. Bu karşıtlarımı sevindirecek, dostlarımı üzecek bir durumdur. Ölünceye kadar bu davayı sürdürmek istiyordum ama, kale içeriden yıkılmışsa, düşmanın kabahati yoktur misali, bu yazı işine son veriyorum.
Herkes her şeyi en iyi tartıyorsa, bana gerek yoktur. her ne kadar sürçü lisan ettiysem affola.

Saygılar sunarım.