28 Mart 2025 Cuma

#TAYYIP ERDOĞAN TASFİYE Mİ EDİLİYOR?

 TAYYİP ERDOĞAN TASFİYE Mİ EDİLİYOR?



2023 Cumhur Başkanlığı seçiminden sonra, en büyük destekçileri Kemal Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener hanımın partilerinden tasfiye edilmeleri, Chp merkezli Türkiye Hareketinin oluşturulmasını takiben yerel yöneticileri belediye başkanlarına yapılan tutuklama, hapis, kayyum atama olaylarını milyonların katıldığı halk protestolarına RTE'nin engel olamaması hakkında çeşitli yorumlar yapılmaktadır.

Başta ben, iktidar ve muhalefet partilerine güven kalmadığından, her seçimde olduğu gibi RTE GİDECEK temaalı gerginlikler yaratılarak, halkı tahrik ederek, sandığa çekmek ve YÜKSEK KATILIMLI BİR ŞEÇİMLE tekrar RTE'Yİ BAŞKAN YAPMA PROJESİ olarak yorumladım.

Bu tespitim çerçevesinde cok sayıda görüşler sosyal medyada halen dönüyor.

Bu gün RTE'ye biat eden Aydınlık Gazetesi, 10yıldır takip ettiğim ve RTE karşıtlığını gelenek yapmış Michael Rubin'in tespitlerine dayanarak "ABD at değiştirdi, Ekrem Imamoğlu'ndan vaz geçip ibresini Özgür Özel'e çevirdi" diye haber yaptı.





TÜRKİYE BU GÜN ABD-RUSYA-İsrail Üçlüsunde 4. Ülke değilse nedeni;

Ukrayna'nın Rusya'ya saldırtılmasının ardından Joe Biden'ın uyarısıyla Avrasya ve Brics topluluklarından çekilmesidir.

Bu Rusya'yı kızdırdı ama Putin, Türk halkına sıkıntı vermemek için 2011'den beri yürüttüğü keskin ambargo uygulamama ilkesinde kararlı kaldı.

Rte ise, Ukrayna'ya her türlü desteği verdi.

Donald Trump da bunu sevmedi.

Başkan olunca alaylı övgüler yaptı, arkası gelmedi.

Hdp/DEM partisinin de AKP-MHP ile kolkola girmesinin nedeni de Donald Trump'in geçmiş ABD-AVRUPA - İNGİLTERE ortaklığında yapılan Ortadoğu ve Türkiye siyasetlerini terk ederek "PKK'nın Tasfiyesini istemesi" üzerine Abdullah Öcalan'in yaptığı KAYITSIZ ŞARTSIZ TESLIM OLUN demesine neden olmuştur.

Buna fena halde bozulan HDP/DEM ile iktidar ve muhalefetteki yandaşları KAYITSIZ ŞARTSIZ TESLİMİYET" ilkesini yok sayarak, Kürtçe resmi dil olsun... gibi saptırmalara girişmiş, onlar da işe yaramayınca, Demokrasi ısrarını terk edip AKP+MHP ile kucaklaşması dikkate değer gelişmelerdir.

Bundan sonrası Komplo Teorisyenlerinin işidir.
Bu oluşumlar bile RTE'nin 23 yıllık saltanatını tehdit eden depremlerdir.

Şimdiki mitingler, Akp muhalefetinin RTE yanlıları arasında artması, halkın tepkilerine ABD, AB, İngiltere'nin destek çıkmalarının açıklaması bence budur.

Tayyip bey, 23 yılda, sermaye transferi, anayasaya rağmen yasak olan cemaatleri, tarikatları beslemiş, eğitim sistemini yok etmiş, 100 yıllık cumhuriyet kurumlarını kapatmış, devleti iflas aşamasına getirmiş, yandaş-muhalif herkesi karşısına almıştır.

Emperyalizm, halkta karşılığını tüketmiş Rte gibi koloni valilerini 20 ile 40 yıl arası destekler. Sonra yer.

Tayyip Erdoğan bey görevini tamamlamış görünmektedir.

Zaman en iyi tanıktır.

Alaeddin Yavuz
Emekli Polis Memuru

BİZDE İKTIDAR DA MUHALEFET DE İNGİLİZ AMERİKA, RUSYA VE AVRUPA
MEMURUDUR.

Özgür Özel İngiltere İşçi Partisine yardım etmedikleri için sitem etti diye eleştirenler;

1-Fesli Kadir'in, Hulusi Akar ve A. Gül'ün İngiltere tarafından eğitilip gönderildiklerini,
2- Deniz Feneri, Yimpaş ile birlikte gerici imamların ve siyasilerin Almanya ve Fransa'da eğitilip zengin edilip ülkemize gönderildiklerini,
3-Deniz Fenerini davasını Almanya kapatsın diye, Angela Merkel'in ayağına gidilip pazarlıklar yapılarak devlete yüzlerce zırhlı Mercedes alımlarını,
4-Ordu ve yargının 2008'lerde Avrupa Birliği ve ABD'ye sikayet edilmesiyle Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarının başladığını,
5- Abd başkanı B. Obama ve Diş işleri bakanı H.Clinton'un aralıklı olarak yaptıkları açıklamalarda;
- Biz RTE'ye bizimle çalışmak istemeyenleri tasfiye et dedik. O ise şeriat rejimi ilan etmeye kalktı" diye eleştiri yaptıklarını
6- Abdulah Gül'ün karısı. H.Gül'ün Türkiye Cumhuriyetini şikayet ettiği Avrupa Insan Hakları mahkemesindeki dilekçesini A.Gül cumhurbaşkanı olunca çektiğini ve saymakla bitmeyecek yakarılarını yazmaya bu sayfalar yeterli gelmiyor.


Özgür Özel'e devleti sikayet ediyor diyenler de devleti aynı mercilere şikayet ederek, onların sırt sıvazlamalarıyla iktidar olduklarını biliyorlar.

27 Mart 2025 Perşembe

#ŞEHZADE CAMİİNDE İKİ KÖLENİN MEZAR TAŞI KIRILMIŞ

  MEZAR TAŞINDAN MEDET UMULMAZ


Akp, " Alfabe değişti, bir gecede cahil kaldık, ecdadın Mezar taşlarını bile okuyamıyoruz" saçmalığı ile geldi.

Oysa kölelerin, kulların, gazi ve şehitlerin KUL olduklarından mezar taşları bile olmazdı. 

Ayrıca Osmanlı egitimi yalnızca Mecusi Alfabesiyle yazılmış Kuran Alfabesini günümüzdeki sekline 500 yıl önce getiren Osmanlının açtığı Sıbyan (cocuk) mekteplerinde Kuran okuma, namaz duaları, hadisler hakkında kısa bilgiler öğrenirdi.

Bu eğitimi tamamlayan erkeklere Alim, kızlara Alime denilirdi.

Bu eğitime de eşraftan, zengin ve devlet memurlarından olanların çocukları gidebilirdi.

Köleler, cariyelere özgür de olsa kızlara ve fakir Müslüman çocuklarına okullar kapalıydı.

Bunların mezarı da mezar taşları da olmazdı.

Kimdir bu polis-gençler arası arbede de kırılan mezar taşlarının sahipleri?


Osmanlı 29 Mayıs 1453'de Istanbul'lu Ortodoks Hıristiyanların işbirlikçilikleriyle feth edildi.

Fatih Sultan Mehmet Konstantiniye'ye Türk sokmama kararı aldı.

Bizans zamanında bile Teodora gibi Türk Kraliçeler, Imparatorların yakın korumaları, seçkin askerlerinden oluşan Türk birlikleri vardı.

Peki Osmanlı niye Türkleri bu şehirden uzak tuttu?

Türkler sarayda saltanattan pay isterlerdi. 

Osmanlı ise, "Devlet onu kuran Türk boy beyinin malıdır" geleneğine göre, Ortodoks Rumlar, Ermeniler, Gürcüler, Arnavutların destekleriyle, Türk milletinin kanlarıyla kurulmuş bir Aile Devletiydi.

Türk geleneklerine göre devleti kuran boy beyi ölünce devlet erkek çocukları arasında pay edilir, devlet de biterdi.

Osmanlı ailesi Bursa Tekfuru ve kayın babası Köse Mihal'in destekleri ve kızı Asporçe hatunun Osman Gazi ile evlenip kraliçe olmasıyla Osmanlı Ailesi ile Bizans Ortodoks Rum ortaklığı olarak kuruldu ve Ensest Rum geleneklerine göre TAHTIN BABADAN OĞULA GEÇTİĞİ Krallık geleneğine göre yapılandırıldı.

1925 yılına kadar da İstanbul'a Türkler, Kürtler giremediler.

Bütün İstanbul camii mezarlıklarında Yavuz Selim dönemine kadar 1/40, Selim döneminde imparatorluk olmasıyla 1/60 gayrimüslim aileden parayla satın alınmış 12 yaş altı köle çocuklardan oluşan sadrazam, vezir, beylerbeyi, kadı, şeyhülislam, imam ve tekke seyhlerinin mezarları vardır. 

Hepsi Padişahın KÖLELERİYDİ istenildiği an, suçlu bulundukları an tereddütsüz öldürebilen kölelerdi.

Başarılı olanlar da araziler, köşkler hayvanlar ve kölelere sahip olurlardı.

Hatta saraydan veya bey ve paşalardan,  ve öteki burokratlardan hizmetleri sonunda özgür bırakılan cariyeler ve kölelere de aynı haklar verilirdi.

Ama,sonunda hepsinin malları ve canları da çocukları da padişaha aitti.

Saray hizmetine alinan erkek çocuklar zorunlu olarak hadım edildikleri için bunlardan olan bürokratların çocukları olmazdı ve Hadım bilmem ne paşa diye anılırlardı.

Ama civelek taburlarından yetişme okuryazar olmayan ama başarıları ile bey ve paşa olanların çocukları olabilirdi. 

Devletin iç isyanlara ve işgallere karşı savaşlarında aaker toplayıp zafere yardım eden ruhbanlar ve aşiret reisleri de İstanbul'a kabul edilebilirdi.

Ama Türk olmazdı.

İki gün önce Fatih Şehzade Camii'nde polisten kurtulmaya çalışan çocukların sığındığı anda itiş kakış, kovalamaca sırasında kırılan iki mezar taşı da bu devşirme kölelerin mezar taşlarıydı.

Orhan Gazi dışındaki bütün padişahların anneleri de saraya Sultanahmet meydanı, o zamanki adıyla Avrat Pazarı'ndan alınan köle cariyelerdi.

Roma ve İslam geleneklerinde köleden doğan çocuk da köleydi zaten.

Her çocuk babanın veya aşiret reisinin kölesi olarak doğardı.

Padişah çocukları da babalarının cariyelerden doğma köleleriydi.

1928'den sonra Atatürk Cumhuriyeti sayesinde bütün köleler Atatürk yani Cumhurbaşkanı ile EŞİT VATANDAŞ oldular ve can, mal güvenliklerine kavuştular.

Cumhuriyet öncesi her Osmanlı Vatandaşı Padişahın Kulu=Kölesiydi.

Öyleyse iki kölenin mezar taşı için kıyameti niye koparır bu devşirme Akp'liler?

Dün Osmanlının köleleri ve cariyelerinin torunları bu gün Amerika ve Avrupa'nın köleleri olmuş, devletin başına getirilmişler, Mezar Taşı diye yırtınıp duruyorlar. 

Soylarını onlara bağladıklarından elbette.

Kırılmışsa kırılsın Şehzade camiinde iki kölenin mezar taşı,

Yeter ki akmasın özgürlük ve demokrasi savaşı veren Türk gencinin göz yaşı.


MEZAR TAŞINDAN MEDET UMULMAZ!

Alaeddin Yavuz 
Emekli Polis Memuru 

25 Mart 2025 Salı

#GÜVENLİK KUVVETLERİNE ÖNERİLER!

 SAYIN GÜVENLİK KUVVETLERİ



Polis memurlarının ve amirlerinin çoğu en son iş bulma şansı olarak bu mesleğe girmiş, halkın en düşük gelir düzeyinde olan aile çocuklarıdır.
Turgut Özal döneminden beri de subaylık bile orta halli ve fakir çocukları mesleği haline geldi.

Hepimiz devletimizi, milletimizi seviyoruz.
Sorun, devletin ve milletin bizi ne kadar sevdiğidir?

Bu da sizlere çalışırken ve emeklilikte verilen maaş, sosyal haklar ile ölçülür.

Ölçün bakalım.

Görevinizi yaparken, siyasi görüşlerinizi ve dini inançlarınızı bir kenara koyun ve şunları düşünerek hareket ediniz;




1- Terörist başı ve yalnızlık çekmesin diye yanına konulan 10 terörist için devletin, güvenlik, idari, yeme, içme, giyme, temizlik, barınma, eğlence giderleri için harcanan günlük masrafın %001'i kadar maaş alabiliyor musun? Onlara çıkan yemek senin sofranda pişiyor mu?

2- Tbmm'de terör örgütü ile ilintili 57 Dem partili milletvekilinin yalnız birinin kaçta kaçı maaş alıyorsun? Bunlar terörist ise, uğruna öldüğün devlet başkanın bunları niye orada tutuyor?

3- 1990'larda OHAL bölgesinde görevli bir polis memuru ile terör örgütünün sıradan elemanı eşit maaş alıyordu, 600 Alman Markına eşitti.
Şimdi nasıl bir araştır.

4- Devlet sana mesai saatlerinde yemek veriyor mu? Yoksa özel lokantalar, sirketlerin yemekhanelerinde mi çöpleniyorsun. Biz çöplenerek, hatta çoğu zaman aç çalışarak  emekli olduk.

5- Eşin ve çocukların aylık gelirin ile mutlu mu? Şükür mü şikayet mi ediyorlar?

6- Çocuklarını özel okullara gönderebiliyor musun? İstediğini giyip götürebiliyor musun? Yıllık izinlerini tam kullanabiliyor musun? Tatile gidebiliyor musun?

7- Amirlerinin emirlerini uygularken, vatandaşlık haklarını korumak için grev, miting, basın açıklaması yapanlara " ölürsem şehit kalırsam gazi" diye saldırmadan önce düşün. Ölürsen dini değil siyasi iktidarın şehidisin, gazi olursan, gazilik maaşın sana yetmez unutma.

8- Bu jopladığın insanlar yarın senin başına amir olur, çocuklarının gireceği bir işte idareci olurlar. Milletvekili, bakan olurlar zam bile vermezler, bu zaten yıllardır hep böyledir. Yarattığın nefret de o zaman geri yansır.

9- Herkes asker polis, savcı olur ama hepsi emekli olamaz. Sen görevindeki tutumun nedeniyle bir şekilde ölür veya malulen emekli olursan karın ve çocuklarını mutlu edebilecek misin?

Karın, ölürsen ne kadar dul kalacak, ne kadar zaman sonra seni unutacak?
Çocuklarının halleri ne olacak?

Emekli olsan da insanlar sana "zorba, işkenceci, rüşvetçi" olarak bakıyorlar.

Karnını doyurmak için yaptığın görev sana kesinlikle herkesin saygı duyacağı bir yaşam vermeyecek.

1980 öncesi Sağ-Sol savaşlarındaki ve 1980 cuntasında yapılan işkenceler asker ve polise öyle bir nefret aşılamıştı ki, 1984'de Pkk ilk eylemini yaptıktan sonra hapisten çıkan dağa çıkıp örgüte katıldı.

1990 yılına kadar otobüs duraklarında, tren istasyonlarında işe veya eve gitmek için araç bekleyen aaker ve polisleri keklik gibi avladılar.

İşkenceci olarak bilinen bir çok asker ve polisi öldürdüler.
Hiç birine hiç bir siyasi iktidar sahip çıkmadı.

Siz mahkemeye düşüp yargılanır, birilerinin hedefi olursanız, size emir verenlerden kimseyi yanınızda bulamazsınız.
Denemesi bedava.

Takdir etmeden önce kendinizi  bir yargılayın.
Takdir etmeseniz de olur.

Alaeddin Yavuz 
Emekli Polis Memuru 

21 Mart 2025 Cuma

#EYLEMCİ ATATÜRKÇÜ SOLCU GENÇLER MUTLAKA OKUYUN!

  

DEĞERLİ GENÇLER COŞKUYA KAPILIP HARCANMAYIN!



Bu mitingler, iktidarın ihtiyacı olan mali kaynaklara kavuşmak için, 23 yıldır kendisini iktidar eden işbirlikçi muhalefete ödül olarak bahşettiği yerel yönetim kurumları olan belediyelerden başta IBB, ABB olmak üzere Antalya, Mersin,İzmir, Balıkesir, Çanakkale belediyelerine ve iştirakleri olan kurumlara el koymak için başlattığı kayyum atama, belediye başkanlarını ve ekiplerini hapsetme gibi hukuksuz eylemlerine tepki amaçlıdır.













Sizler de simdilik bu hedefte kalın, miting deneyimleri edinin. Siyasileri tanıyın.


Bu tür kazanılmış hakların yok sayılması sizlerin teokisini haklı çıkarmaktadır.

Siyasilerin projeleri varsa sizin de mantıklı, uygulanabilir, yapıcı projeleriniz olmalıdır.

Chp ve destek veren muhalif partiler ve kurumlar da kazanılmış anayasal hakların yok sayılmasını peotesto amacıyla katılmaktadır.

Hükûmet de muhalefete "teröre neden olmak, devleti yıkmaya teşebbüs etmek" gibi suçlar isnat edebilmek için bu mitinglere fazla müdahale etmemektedir.

Gazeteci İsmail Saymaz'ı bile "Devleti yıkmaya teşebbüsten" tutukladılar.

Akıl işi değil. Ama Akp için sorun da değil.

Sizler;

Hazır toplanmışken Taksim'e, KaçAk Saraya yürümek isteyebilirsiniz.

Ben bile düşündüm ve yazdım.

Ama sizler;

İsmet İnönü destekli 1961'den 1965'e kadar, Ordu-Üniversite destekli geliştirilen Ulusalcı Sol hareketine katılan 1968-1970'lerdeki gençler gibi, 1964 Johnson mektubu ile koalisyona dönüşen 1965'de iktidarı terk eden, 1964'lerde Almanya'dan getirilip TİP'i bölen BND-CIA yetiştirmesi Doğu Perinçek'in ardından, İnönü hükümetinin çekilmesiyle ortada sahipsiz kalan gençler gibi kurban olmamak için dikkatli olun.

Bu konu hakkında size kaynakları Sola Açılan Haçlı Seferi ve Cumhuriyet Tarihimiz (keykubat.blogspot.com) yazımdan aklımda kalan gerçek bilgiler vereyim ki sahte tarihçilere aldanmayın;
1961'de ölüp Vatikan'a gömülen Gregoryen Ermeni Süryani Hıristiyan azizi Said Okur( Nursi)'un başsız kalan Nur cemaatini CIA 1967'de Fetullah Gülen'e teslim etti.
Fetullah Gülen, eski Osmanlı Şeyhül İslam'ı, Atatürk dönemi Chp Van milletvekili olan devşirme Ermeni Abdülhakim Arvasi'nin kurduğu Arusi/ IŞIKÇI tarikatının başındaydı. Bu tarikat devletçiydi ve Nurcular gibi İslâm Kurdistani  hayalleri yoktu.

Kayseri Pınarbaşı'ndan 1864'de Kibris'a sürülen Ermeni ailesinden olan ve Kıbrıs İngiltere Büyük Elçisinin ricasıyla Fevzi Çakmak'ın torpili ile askeri lise ve Harp Okuluna alınıp mezun edildikten sonra SEKİZ YIL Amerika Birleşik Devletleti Harp Okukundan mezun olduktan sonra Türkiye'ye dönüp Turancı hareketlere katılan Hüseyin Feyzullah (ALPASLAN TüRKEŞ) de bu tarikata katılmıştır.

1956'da ABD'nin Türkiye'yi "Oltada Balık"  olarak tanımlayan Rockefeller'in önerisiyle nakdi krediyi kesmesi üzerine projelerine mali kaynak bulmak için 1958'de SSCB'ye İş Bankası hisseleri karşılığı kredi anlaması için randevu alan Adnan Menderes'e çok kızan ABD ölüm fermanını imzalamıştı.

27 Mayıs 1960 darbesini de ABD emriyle yapan ALPASLAN TÜRKEŞ/HÜSEYİN FEYZULLAH darbeyi bitirince tankları Ankara'daki Amerika Büyük Elçiliği kapısına dayayıp DARBENİN ÜCRETİNİ istemişti. 
Adnan Menderes ABD emriyle idam edilmişti.
Darbeden sonra kurulan 1 yıllik geçici hükümetin düzenlediği seçimler ile Chp tek başına iktidar olmuştu.
Aynı yıl, Amerika yazdığı NATO PROJESİNDE, Türkiye'yi BİRİNCİ DERECEDE SAVUNULACAK NATO ÜLKESİ olmaktan çıkarınca İsmet paşa çok içerlemiş ve ilk kez Mustafa Kemal Atatürk'e hak vermişti.

Bu nedenle Atatürk'ün Tam Bağımsız Türkiye hedefine yönelik, SSCB destekli Leninist Antiemoeryalist Sol Hareketini başlatmıştı.
Ama bu hareketi bur çok kriz doğurmuş ve ABD tehditleri 1964 Johnstone mektubu ile savaş durumuna yükselmişti. 
1964'de ABD'yi yatıştırmak için koalisyon kurulmuş 1965'de seçimler ile iktidar sag partiye teslim edilmis, 1966'da Morrison Süleyman Demirel iktidar edilerek ABD sakinleştirilmişti.

Abdülhakim Arvasi'nin Saadet-i Ebediyye/Tam İlmihal kitabı da, 1967'de Fetö ile A. Türkeş'in ortaklık gelişmesi sonrası torunu, Kuleli Askeri Lisesinde Kimya öğretmeni olan Hüseyin Hilmi Üçışık'ın düzenlemesiyle 1967'de CIA talimatlarına uygun hale getirildi.

CIA ürünü CKMP de Türk-İslam Sentezi üzerine ilkeleri belirlenen MHP olarak Fetö'nün askeri destekçisi olarak yapılandırıldı.

Daha sonraları OTİ (Osmanlı-Türk-İslam) adını alan bu senteze inandırılan MHP gençleri, Ülkü Öcakları adlı gençlik örgütünde eğitildiler ve başta ordu,yargı tüm kurumlara dolduruldular. 
Bu elemanlar CIA-ABD destekleriyle 12 Mart 1971 muhtirasi ile orduya ve devlete el koydular.

İlk işleri de orduda, İsmet Inönü'nün 1961 sonrası örgütlediği Ulusalcı Solcu, Atatürkçü askerleri tasfiye ettiler.

Böylece Erdal İnönü'nün ODTÜ'de yetiştirdiği Deniz Gezmisler, Mahir Çayanlar ve diğerleri sahipsiz  kaldılar.
Amerika ve İsrail Büyük Elçiliklerine yaptıkları eylemleri nedeniyle SOLU YILDIRMAK AMAÇLI idam edildiler.

12 Eylül 1980 cuntasına da, Atatürkçü Solcular ile Amerikancı Nurcuların savaşları ile gelinmişti.
Orduda ve siyasette SOL'un koruyucusu kalmamıştı.
Amerikan destekli Genel Kurmay başkanı olan Kenan Evren, ordudaki sibay ve astsubaylardan mezarlık bekçilerine kadar askerî personele, memurların iki katından fazlasına denk maaş vererek hepsini KÜÇÜK BURJUVA yapmıştı.

Bu cunta, zenginleşince halkçılık duyguları körelen ordu mensupları ile, 2,5 milyon Solcu ve Ülkücü tutuklamış, Nurcu Süryani Hıristiyanlarına dokunmamıştı.

Ama Solun üstünden silindir gibi geçmişti.
Ayıp olmasın diye de bir kaç Ülkücüyü de "Bir sağdan, bir soldan" sloganıyla idam etmişti.

AB-D ülkeleri bizde demokrasiye izin vermek istemedikleri için bu Süryani, Yahudi Hıristiyan Seriatçılarını başa getirdi.
Bu tarihi olayları iyice sindirin ve sonuçlar çıkarın.

Mitinglere öyle katılın, tanışın, çoğalın, örgütlenin, mantıklı bir Devrim Stratejisi oluşturun, halkı arkanıza alacak, size sevgi, saygı yaratacak şiddet içermeyen eylemler ile işe başlayın.

Siyasi partilerden yararlanın ama asla kulları olmayın.

Yoksa sizler de, şu an dinlemekte olduğum Fikret Kızılok' un "Unutma Ey Halkım Unutma Bizi" şarkısını tekrar etmek zorunda kalırsınız ve bu millet de sizi daima anarşist, din düşmanı olarak bilir.

Siyasiler sizi her zaman satar. Onlara KIRMIZI KART göstermek daha kolay gelir. 


CHP, ABD'nin emriyle başlatılan Çok Partili Döneme Geçiş projesi gereği İsmet İnönü ile Celal Bayar, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, T Polatkan arasında İsmet paşanın konutu olan Pembe Köskte imzalanan Centilmenlik Anlaşması olan 1946 Pembe Köşk Muvaazası (Şike) ile Chp genel secimleri hep Sağ Partilere terk etmiştir.

Amerika emretmis, öyle olmuştur. 
1980 cuntası ile kapatılan Chp, Deniz Baykal'a aynı anlaşmaya bağlı kalmak şartıyla ABD tarafından kurdurulmuştur ve tek işi Sag partileri,  2002 sonrası da yalnız RTE'yi iktidar etmrk için çalışmıştır.



Bu darbe Chp ve diğer Tbmm partileri ve ordu, yargı destekli, AB-D istekli yapılmıştır.


Hepsi Rte'nin memurudur.

Proje,  RTE'yi tekrar BAŞKAN YAPMA projesidir. 

Rte iktidar olamaz, 23 yıldır Chp iktidar etmiştir. 
2024 yerel seçimlerinde seçimleri protesto edenlerin oranı %11'den %22'ye çıkmıştır.

Bu tahrik edici tutuklama, hapsetme, kazanımlarına el koyma operasyonları her seçimde özellikle Kemal Kılıçdaroğlu döneminde halkı sandığa çekmek için hep yapıldı ve seçimlere sağlanan yüksek seçmen sayısı katılımıyla  RTE başkan yapılarak İKTİDAR edilmiştir. 

Bu proje de odur. MAKE GREAT  RTE AGAIN Donald Trump sloganı benzeri degilmiydi bu?
Değilse kanıtlamak onlara düşer. 

Takdir aklı, bilgisi, projesi olanındır.


Alaeddin Yavuz

Emekli Polis Memuru

Not;
Gerçek SOL, antiemperyalist Leninist tüm dünya milletlerinin kardeşliginde kurulacak bir Tek Komünist Dünya Devletini yani Komunizm'i hedef alan SOL'dur. 

19.yy'da ABD'nin Avrupa'da imparatorlukları yıkarak yok edip kendi Dünya Devletini kurmak için anarşi çıkarmak amaçlı başlattığı SOL, Etnik Sol yani Nasyonal Sosyalizm yani FAŞİZM'dir.

1924 sonrası Sscb Stalin Solu da, Taşnak ve Hınçak Ermeni Solunun devamı olan Pkk Solu da Stalinci Faşist Sol'dur.

20 Mart 2025 Perşembe

TÜRK HALKININ PONTUSLULARLA SINAVI

 

TÜRKİYE'NİN PONTUSLULARLA SINAVI


İktidarın yolu hapisten geçiyorsa;

Potamya'lı Rte hapisten koltuğa Abd eliyle getirildiyse;

Platana'lı Ekrem de hapisten, İngiltere eliyle koltuğa gelecek demektir.

İngiltere niye derseniz, Donald Trum seçilince biraz Rte ile övgü karışık alay etti.
Rte'ye Avrasya iznini B. Obama verdi, Joe Biden geri aldı. 
D. Trump, Avruoa Birliği, Çin, İngiltere ile ipleri koparınca, RTE'ye bir yaklaşım yapmadı ve Rte A.B'ye tam üyelik önerisiyle kapıya dayandı. 

Oysa Rusya 10 yıl bizi Amerika -Avrupa ambargosuna karşı korumuştu. 

Bu durumda niye A.B kapısına yamandı?
Demek ki 78 yıl sonra tekrar İngiliz idare bölgesine döndük. 
Ekrem beyin de adaylığı ve bu yüzden ekibiyle tutuklanıp şirketlerine el konulması ne demektir?
-Ey İngiltere, ben buradayım, beni terk etme!
İngiltere de terk etmiş sayılmaz ki.
Potamya'lıyı alıp Platana'lıyı koyacak.
İkisi de, 1924'e kadar Batum'daki İngiliz ordusu desteğiyle isyan eden Pontuslu asilerin torunları. 

Emperyalizm nedense Pontuslu seviyor derseniz, nedenini öğrendiniz.

En sadık köleleri oradan buluyor hep.

Demokrasi mi derseniz?
ABD ve İngiltere Atatürk'e bile halifelik önerdiler.
O ret etti.
Demokrasiyi kuramasın diye 41 suikast, 26'dan fazla isyan yaptırdılar ve zehirletip öldürdüler.
Ondan sonra da demokrasiye izin vermediler.
Potamya'lı Rte'yi de olan, bozuk demokrasiyi de yok etsin diye seçtiler.

Platana'lı Ekrem ile demokrasi gelir mi?
Kim bilir, belki biraz izin verirlerse iyi olur.

En az 3-4 yıldır bildiğim bu konuyu şartlar olgunlaşmadan açmadım.



Yunanlılar=Ermenistan'a sığınan
Pontus Rumlarının nüfusu.
Asurlular=Süryanilerdir.
Wikipediya sayfasından


Ermenistan'a sığınan Pontus
Rumlarının nufusu.
Wikipediya sayfasından



Büyük devletler böyle karar veriyor, milletin %60'ı da buna uyuyor.

Umarım az da olsa Demokrasiyi getirirler de fırsatları olursa.
Çünkü bu yüzyıl savaşlarla geçecek gibi görünüyor. 

Takdir etmeseniz de olur. 

Alaeddin Yavuz 
Emekli Polis Memuru .

19 Mart 2025 Çarşamba

HERKES DEMOKRASİ SAVAŞINA

 DARBE İLE DEMOKRASİ MÜCADELESİ FARKI


Bir iktidar, 21.yy İslâm Dünyasını yağmalama ve 100 yıllığına, İslâm dünyasında siyasi, ticari, ekonomik çıkarlarını güvenceye almak için askeri işgale başlamış küresel sömürgeci devletlere ülkemizi askeri operasyon merkezi yapmak için bu güçlerce 20 yıl önceden seçilmiş, eğitilmiş, iktidar edilmişse ve 23 yıldır TEK ADAM olarak devleti işgal etmiş, ülkede sanayiyi, ekonomiyi, tarım ve hayvancılığı bitirmiş, halk çöpten yiyecek arar hale gelmiş, sosyal güvenlik kurumları iflas etmiş, çalışanların ve emeklilerin köle ücretine mahkûm edilir hale geldiği, yurt dışından 17 milyon vatandaş ithal edip,yabancı ülke vatandaşlarına karşılıklılık gözetmeden vatan topraklarını satmış, vatandaşlık vermiş, onların oylarıyla iktidarını korur hale gelmişse, mevcut Atatürk cumhuriyeti ve Anayasasını ilkel şeriat rejimine dönüştürüyorsa;

Bu İşbirlikçi İktidar, seçimle, sandıkla elde ettiği devleti yönetme görevini, yağma, talan, sermaye transferleri ve anayasal hakları her gün askıya alan, tek kişinin onayıyla uydurma yasalar yaparak muhaliflerini ezen, kendi tayin ettiği savcı ve yargıçlar eliyle mahkum ederek, cumhuriyetle kazanılmış bireysel özgürlükleri yok ediyorsa, vatandaşın edindiği taşınır, taşınmaz mallarına, banka hesaplarına hükümetçe el konuluyorsa, vatandaşın yargıya güveni kalmamışsa, böyle bir iktidar İŞGAL HÜKÜMETİDİR.

Ondan kurtulmak için her türlü mücadele vermek her vatandaşın görevidir.


Bu işbirlikçi iktidardan devleti ve siyasal rejimi kurtarmak için yapılacak her türlü eylem DARBE değil KURTULUŞ SAVAŞIDIR.


Alaeddin Yavuz

Emekli Polis Memuru

Bunu yazdım ya. Şimdi herkes yollara dökülür mü?
Nerdeee?
Ülke işgal edilse kimse oynamaz yerinden.😂


15 Mart 2025 Cumartesi

#TÜRKLER HÜMANİST MİLLETTİR

TÜRKÇÜ OLMAK HUMANİST OLMAKTIR.

Humanizmin literatüre yani edebiyatına göre tanımları internette var. İsteyen onları da okuyabilir. 

Hümanizm anlayışının en geniş ve ilkel felsefesi Hint Brahman dininin kolu olan Şiva dini ve ondan doğan Sabilik, Jain,(Can-Cin-Çin demektir.) ve Buda'nın kurduğu Budizm dinleridir.



Bu dinlerin ortak yaratılış efsanesinde ve Sabilerin kutsal kitabı Ginza d Rabba (Sahip/Öğretmen Z Cin'i veya Hazine. Okuma bitince Vpn ile oku. Engelli blogum) kitabının Tanrı ve evren yaratılış efsanesinden kaynaklanır.

Evren, evrende yer kaplamayan, ışıkları ile yaşam veren Mana evreninden doğmuştur. Tanrısı Ulu Mana'dır.

Ondan doğan Hay=Yaşam Tanrı her biri evren olan erkek ve dişi tanrılar yaratır.
Dünyamız da "Dünya" adıyla, içinde bulunduğumuz evren de İlk Adem denilen tanrının vücudundan oluşur. Tevrat Incil ve Kuran'daki Köle Adem kültü de Sabilere aittir. Okuyunca tıkla

Aditi, Kamedanu gibi Gök Analar sonsuz zaman içinde sayısız tanrılar yani evrenler doğurmuş, onlardan doğan tanrılar da aynını tekrar ederek Genisleyen Evreni yaratmışlardır.



Dünyamızda yaşayan bir fil ile bir pire, eşit birer evrendir.
Evrenler arasında boyut/büyüklük farkı yoktur, eşittir. 
Hatta evrenin egemeni olan bu cinler, Sabi dininin Asur Dini geleneklerinde şeytanlar mikrometrik, nanometrik ölçülerde insan, hayvan, bitkilerin vücutlarında, damarlarında bile böyle evren olan canlılar yaşarlar, insan vucudunu tümüyle işgal ettiklerinde bedenler çalışamaz hale gelir ve ölümü gerçekleşir.
Ölen bedenden bu canlılar ateşte bile yanmayan bir kristal içinde kendilerini dışarı atarlar.

Kendilerine ilk dokunan canlının vücutlarına arı gibi, kıçlarındaki iğneleriyle tutunarak girerler ve çoğalarak o canlıyı ele geçirirler. 
Böylece konuşan, insanlara bilgi veren veya kurban isteyerek, yiyerek korkutan her canlı görünümünde Tanrılar kültü oluşmuştur.
Asur tanrısı B'aal, B'allah da böyle bir tanrıdır ve sembol hayvanlarından en bilineni Bal Arısıdır ve BAL da B'aa'l'ın adından türemedir. 
 
Bu nedenle tabiatta var olan her canlı boyutlarına bakılmadan birer evrendir ve sayısız canlı, cansız varlıklar üretir. Taşın toprağın bile canı, ruhu vardır.

Tanrı Şiva, Vişnu yaşamı korumakla gorevlidir. Şiva yok etme tarihine kadar bu görevi yapacaktır.

Bu nedenle Şiva, insanlara " hiç bir canlıyı öldürmeyin" dediğinden, bu gün bile Hindistan'da ve bu dine inanılan coğrafyalarda, yılan, çiyan, aslan, kaplan her tür yabanıl hayvan evlere bile girer, çıkar, kimse rahatsız olmaz. Ölseler bile.
Bu Evren Kavramı nedeniyle, yiyecek, giyecek ve her türlü bağış toplamak yani dilenmek için yollara düşerek geçinen Hintli rahipler yani Lamalar, toprağın canlandığı, bitkilere suyun yürüdüğü Bahar aylarında dilenmek için çıkmazlar.

Çünkü canlanan toprakta gezinmeye başlayan böcekler ve küçük hayvanları ezerek bir çok evreni yok etmekten korkarlar.

Mecburen yola düşmesi gereken bu rahipler, yolda önlerine çıkan karıncaları ezmemek için, onların yuvalarına döndüğü gün batımına kadar beklerler.


Bu nedenle bu din insanlarına Karınca Ezmezler denilir.

Sabilik dini de Şiva dini de bunca bilgilerine rağmen ırkçıdır ve Cin Z kitabı "Sabi olmak için Sabi doğmak gerekir."; "Sabi DURU SOY'dur" der. Yani aile içi ensest (next to kin incest) üreyendir demektir.  Ensest doğumlarda SAKAT doğan çocuklarını "Allah'ın lanetine uğramış" diyerek kesip yerler, bu yüzden içlerinde SAKAT insan olmaz. Sakatlara da acımazlar. Bu gun de onlara maaş bağlanmasına karşı çıkarlar.  Kuyumculuk onların kutsal mesleğidir.

Türklerin de Sabi dinine girişleri, adlarıyla bu gün Harappa Medeniyeti arkeolojik kazılarından elde edilen, 4,500-5300 yıl öncesine ait PURANALAR denilen Sabi dini metinlerinde Mlecca-Mlecchasslar (iyi ve kötü ruhlara/Melek/Melik/Melk/Mlek=Göksel Krallara ibadet eden geçmektedir. 

Bu metinler sayesinde, "2.300 yılla sınırlanan Türk tarihi 5,300 yıla kadar geri gidiyor. Bu tespit Türkiye'de ilk bana aittir.



Harappa kazılarından çıkan en az 4.500 yıllık altın levhada Tantur denilen Suriye Dürzi ve Asya Türk kadın ve erkek başlığı örnekleri en altta.




(Çeviri metin Okuma bitince tıkla )

Benim Humanizm yani, İnsan Olmak anlayışım şöyledir;
Yeryüzünde yaşayan her ırktan, dilden ve dinden insanın, evcil, yabanıl hayvanların, böceklerin ve onların dışında tanımlanan hayvanlar ile doğadaki yaşamın temel maddeleri olan her türlü bitkilerin yaşama hakkına saygı duymak, korumaktır. 
Cok zararlı olduklarından dolayı korkulan canlıların ise nüfuslarının zarar vermeyecek veya katlanılabilecek sayıda tutlmalarıdır.
Bu arada, tüm canlıların yaşamını sağlayan toprak ve suların da her türlü kirlilikten korunmasıdır.
Biz Türkler, Türk soykırımı için yazılmış İslam, Hıristiyan, Yahudi dinleri için bile, bize göre insanî yönleriyle kabul etmiş milletiz.
Bu yüzden geleneklere aykırı davrananlara;
Sen insan değil misin?
Sen Müslüman degil misin?
Senin Allah'ın yokmu? 
Gibi kalıplaşmış cümleler ile uyarılar yaparız.
Gereksiz yere insana, hayvana, bitkilere zarar vermekten kaçınırız.
Bizim köy kültürü budur.

Şimdi, köyden koparılıp sehirlere doldurulmuş, doğadan, sosyal yaşamdan kopuk aileler ve onların çocuklarından oluşan, "apartman çiçekleri" dediğim bir nesil türedi.

Bunlar, sebzelerin, meyvelerin market tezgahlarında yetiştiğine inanan, tarla, bahçe, ağıl, ahır görme şansı olmamıs bir nesildir.
Bu nesile bir şey öğretmek zordur hatta imkansızdır.

Televizyon ve sosyal medyanın, hayvan porno yayınlamayı kesip, bunlara tabiatı, doğal ve vahşi yaşamları göstermesi yararlı olacaktır. 
Bu hizmet te Humanist bir hizmet olacaktır. 

Türkler, yaratılış efsanelerine göre 18 ile 24 boydurlar.

Boylar arasında evlilik yapılır, hiç bir boy kendi içinden evlenmezdi.

Dıştan evlenen (egzogamy) toplumlar oldukları için olsa gerek, "Tanrı oğlu" olduğunu iddia eden bir kralları olmamıştır.

Dilleri, dinleri farklı olsa da, Türklere yönelik yok edici saldırılar ve haksızlıklar karşısında birleşir, hedef devlete savaş açarlardı.
 
Çünkü Türk'ün düşmanı çoktur. Endogamy toplumları, tanrıları olan Yecüc Mecüc dedikleri, Hint ve Farsların Asuralar adıyla bilinen tanrıları olan dev ve cüce göksel varlıkların soyundan kabul ediliyorlardı. Bu yüzden tanrılarını ÇEKİK GÖZLÜ olarak resmediyorlardı.

Cebrail'in Muhammed'e ayetleri vahiy ederken görüntüleyen temsili resimde Kanatlı Cebrail Çekik Gözlü çizilmiştir.


Zafere ulaştıklarında, kurulan yeni devlet, boyları birleştiren ve zafere ulaştıran boy beyinin malı sayılırdı. Ganimetten her boy eşit hak alsa da, devlet, onu kuran boy beyi ölünce erkek çocukları arasında, yoksa kız çocukları arasında pay edilirdi.

Bu yüzden Türk devletleri Kısa Ömürlü olmuştur.

452'de Batı Hun Imparatoru Atilla, Batı Roma'yı yıktığında, Roma'lı tarihçiler " yaptıkları günahların cezası olarak Tanrının, Kırbaçı olan Türklerle kendilerini cezalandırdıklarını yazmışlardır.

Tanrının Kırbacı olduğu düşünülen Türkler, Güneyli ve Batılı İçten Evlenen Endogamy toplumları tarafından hiç bir ırkçı, soykırımcı suçlamaya maruz kalmamıştır.

Bu da atalarımızın her millete hoşgörü ile yaklaşan insancıl/ hümanist millet olduğunu kanıtlamaktadır.

Türklerin Yecüc-Mecüc cin ve şeytanlarının soyundan gelen üstün kavim olduklarına dayalı geçmiş inançlara dayanarak, Tek Tanrılı Vatikan Kilisesi, "Roma'yı yıktıkları için" Türkleri hedef almış, bunu Incil Hezekyel kitabına ve Kuran Kehf Suresi 76'dan 96.ayetlere koymuştur.

Kur’an tanrısı Allah ile aynı olduğunu Kur’anın yazdığı Tevrat tanrısı boyuna posuna bakmadan Sibirya’da Yakutistan’da, Orta Asya’da yaşayan kavimleri tehdit eder;


BÖLÜM 39
Hezekyel.39: 1 "İnsanoğlu, Gog'a karşı peygamberlik et ve ona de ki,
'Egemen RAB şöyle diyor: Ey Roş'un, Meşek'in, Tuval'ın önderi Gog*(Yecüc=Dev), sana karşıyım.

D Not 39:1 "Roş'un, Meşek'in, Tuval'ın önderi" ya da "Meşek'in, Tuval'ın baş önderi".
Hez.39: 2 Seni geri çevirip sürükleyeceğim. Seni uzak kuzeyden (*)çıkarıp
İsrail'in dağlarına getireceğim.

(*)Umarım,burada Orta Asya’nın kastedildiğini anlamayan kalmamıştır.

Tevrat tanrısı Türklere düşmanlığa devam etmektedir. Bu tanrı sanki 476’da Roma’yı yıkan Atilla’ya fena içerlemiş Roma imparatorlarının kinlerini ifade eder gibidir;

Yeremya 5;15-17" İşte ey İsrail evi uzaktan üzerinize bir millet getireceğim, Rab diyor; o zorlu bir millet, eski bir millettir ki, sen onun dilini bilmez, ve ne dediklerini anlamazsın. ""..güvenmekte olduğun duvarlı şehirlerini kılıçla vurup yıkacaklar. " Yeremya 5. Bab, 15-17


Böylece Roma imalatı Katolik Vatikan İncili ve Kuran Türk Düşmanlığı üzerine yazılmıştır.
Kur’an-ı Kerim'de Yecüc-Mecüc;

Dediler ki: "Ey Zu'l-Karneyn, gerçekten YE'CÜC VE ME'CÜC, YERYÜZÜNDE BOZGUNCULUK ÇIKARIYORLAR, bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?" (Kehf Suresi, 94)

Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle, bana güçle yardım edin de, SİZİNLE ONLAR ARASINDA SAPASAĞLAM BİR ENGEL KILAYIM."

"Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim."

Böylelikle, NE ONU AŞABİLDİLER, NE ONU DELMEYE GÜÇ YETİREBİLDİLER. (Kehf Suresi, 95-97)

İşte aşağıda Hz.Muhammed (S.A.V)’nin bizzat kendi hadisleri;

“Mirac gecesi Allah beni Yecüc ve Mecüclerin yanlarına gönderdi; Onları dine davet ettim; kabul etmediler.. Onun için onlar, Adem ve İblis neslinden Allah’a asi gelenlerle birlikte cehenneme gireceklerdir”.

Bir diğer hadis;

“Küçük gözlü, kırmızı yüzlü ve suratları kalın deriden yapılmış kalkanlara benzer Türkler’e (Yecuc- Mecuc’e) karşı savaşlar yapmadıkça hüküm günü gelmiş olmayacaktır.”


(Bu adlar Hz. Muhammed’in hadislerini toplayan altı kişiden en doğru yazmakla ünlenenlere aittir.) Buhari-K. Cihad 95,96; Müslim K. Fitan 63,64-66

Çünkü,o da atası Hz.İbrahim gibi,kendilerine en uzak yerden düşman seçme alışkanlığını tekrarlamıştır.

Bu yüzden, Emeviler döneminde 100 yıl, Rusya'da 16. ve 19.yy arası 250 yıl, Sscb'de 60 yıl Türk soykırımı, Amerika kıtalarında da, Kızılderililer Türk Soyu kabul edilerek 400 yıl Kızılderili Soykırımı yapılmıştır.

Buna fırsat veren de Türklerin Yahudi, Hıristiyan be Müslüman olmaları ile birliklerinin " birbirlerini Kafir ilan etmeleri" ile bozulmasıdır.

İste dinleri, inançları ayrı olduğu için Kardeş Katliamı emreden Tevrat ve Kuran ayetlerini resim yazılarda, Tevrat ve Kuran sayfalarından okuyunuz.










Hint Aryan toplumu olan Hintliler, Farslar İngilizler, İskoçlar ve tüm Avrupa milletleri (Kuzey İtalya hariç) Aile içi evlenen ensest=Endogamy toplumlardı.

İncil Eyüp Kitabında peygamber 
Eyüp ve ailesi ensesttir.
Aşağıdaki Musa'ya verilen aile içi ensest cinsel ilişki ve evlilik yasaklarından yüzyıllar sonra yasayan Eyüp ve ailesi ensesttir. Toplum biliminde Endogamy ailedir.

Tevrat Levililer 18.Bölüm Yahudilere aile içi Ensest evlenme=Endogamy aileyi YASAKLAR


Ayetler açıktır, bu ayetlerden sonra 
kimse kızının ve ogullarının çocuklarıyla, analıklarıyla bile artık evlenemeyecektir.


Bu ayetlerden sonra annesiyle, analığıyla cinsel ilişkiye göremeyecektir.


Yukarıda Tevrat ve Kuran'da
Yahudi Tanrısına Tapmayan 
"Kardeşlerinizi Öldürün" diyen Tanrı 
"Yahudi Olmayanı Öldürün" diyerek SOYKIRIM emreder.

Yahudi olmayana karşı savaşta Galip gelirseniz ÖLDÜRÜN ANLAŞMA YAPMAYIN ayetleri.



Oysa Atilla Batı Roma'yı yıktı sadece Haraç ve Savaş Tazminatı aldı. Soykırım yapmadı.
Roma ona dudaklarına zehir süren bir kadın hediye etti ve zehirleyip öldürdü.1247'de Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat,Doğu Roma'yı yıktı, soykırım yapmadı.

Hümanist olmak atalarımızın en önemli karakterleridir.

Takdir aklı olanındır.

Alaeddin Yavuz

Emekli Polis Memuru