Blog Profili

Ey Türk Milleti! Birinci vazifen seni İslamcılık ve Türkçülükle benliğinden koparan, Araplaştıran din, devlet, ticarette sana yer vermeyen, seni küçük dereceli askeri görevlere vererek ölüme süren, sana hocalık, başbuğluk eden hainlere giydirdiğin tacı geri almaktır. Bunu yapabilmen için seni uyandıracak her türlü bilgi ve belge mevcuttur. Ya özgürlüğünü kazan ya da öl. Kölelikle atalarının kemiklerini sızlatma. Arap Rumların ırkçı kinci ensest sapık dinlerinden çık. Kurtuluşun başlangıcı burasıdır. Aklen kurtulmadıkça saltanatın da olsa kölesindir, unutma. Sen özgür birey olmadıkça kardeşliğin önemi yoktur. Devletin her yüksek kademesine göz dik yerini al. Tırsma. Çabala, savaş ve kazan! Birlikte yaşadığın kavimlerle kardeşlik o zaman daha güzel olacaktır. Alaeddin Yavuz Tarih boyunca atalarımız günümüzdeki kadar, her türlü bilgiye ulaşabilecek böyle bir çağ yaşamadılar. Bizler tümünden şanslıyız. Buna dayanarak, blog içerikleri binlerce yıldır doğru bilinenleri sorgulamaktadır. İçeriğinde tarih boyunca yazılmamış tarzda yorumlar bulunduğundan sorgulamayan beyinlerde aşırı şaşkınlık ve tepki yaratabilir. Tedbir olarak yanınızda sağlık ekibi bulundurunuz veya çıkınız! +40 :)) İster bu bloğda, ister okulda, camide veya başka yerde hiçbir yazılanı, öğretileni “sorgulamadan, araştırmadan” doğru kabul etmeyiniz! Blog yazılarının telif hakları-copyright © “adilyargic; adilyargicc; keykubat.blogspot.com ve keykubat.blogcu.com” rumuzlarıyla yazan Alaeddin Yavuz’a aittir. Vatan-Millet davası,hiçbir kurum veya kuruluşa havale edilemez, milletçe sahiplenilmedikçe hiç bir dava milli değildir. Davasına sahip çıkmayan halk da millet değil sürüdür. Adilyargıç/Keykubat., Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın. Hala okumak istiyorsanız buyurunuz. Saygılar, sevgiler!

27 Ocak 2019 Pazar

NEKROFİLİ VE İSLAMA NEKROFİLİK SUÇLAMALAR


NECROPHILIA/NEKROFİLİ
Ölü ile cinsellik.

Bilimsel İncelemesi

Tanımı;

Necrophilism,necrolagnia, cenrovoitus ve thanatophilia adlarıyla da bilinen, cesetle cinsel ilişkiye girme, ölüye cinsel istek duyma olarak bilinir. Psikiyatrik bir konudur. Dünya Sağlık Öürgünün yayınladığı ICD10 adlı tıbbi çalışmada, American Psychiatric Association Amerikan Psikiyartri Derneği’nin yayınladığı Diagnostic and Statistical Manuel (DSM) Akıl ve psikiyatrik bozuklukları incelemesinde ölü veya her hangi bir nesneye karşı cinsel istek duyma fetişizmi anlamında Paraphilia olarak da tanımlanmıştır. Ancak ikisi arasında tam bir farklılık ortaya konulamamıştır.
Araştırmacılar Rosnan ve Resnic(1989), bireysel nekrofili olayı olarak tanımlanan 34 olayda bu davranışa bireyi teşvik eden şeylerin %68’inde “tepki göstermeyen, direnmeyen partner” arama, %21’inde ise “romantik bir ortakla tekrar birleşme”, %15’inde ise “izole edilmiş duygulara üstün gelmek veya %12’sinde, cinayet mağduruna karşı kuvvet ile üstünlük sağlayarak kendine saygı duyma şeklinde tanımlanmıştır.

Terimin Kökeni;

“Necrophilia” (Nekrofili) terimi, 1850’lerde Belçikalı doktor Joseph Guislain tarafından Leçons Orales sur les Phrenopathies adlı eserinde verdiği derste geçmiştir, çağdaş nekrofili tanımlaması ise Fransız ordusunda çavuş olan ve 1841’lerde vampir çavuş olarak tanımlanan Françoise Bertrand vakasını da söyle tanımlamıştır;
“Nekrofiliak/Necrophiliac (necrophiles)” adını vermek istediğim belirli hastaların “yıkıcı insan(alienes destructeurs)” durumları gösteren türdendir. Yeni bir kişiliğe uyum sağlamış, ruh hastası Çavuş Bertrand olayında, tüm gazetelerde yazdığına göre,”tepkisiz kadavralara” ilgi duyma ruhsal bozukluğu vardır. İlk kez ortaya çıkan böyle bir olayda yeni bir akıl hastalığı türüyle karşılaştığımızı düşünmeyiniz. Eskiler, toplum nazarında az çok ilgi çeken Lycanthropy=Kurt adamlar hakkındaki hikayelerden bahsederler.”
Çavuş Bertran olayını tartışan Fransız psikiyatrist Benedict Morel tarafından da terim sevdirilmiştir.

Tarihi;

Eski dünyada denizciler, dönüşlerinde getirdikleri cesetler yüzünden sıklıkla bu suçla suçlanmışlardır(Aggrawal 2016 S.2). Tarihte ender rastlanan necropili vakalarının yaşandığına dair tekil kaynaklar şimdiki ve Eski Mısır’a aittir. Grek tarihçi Heredot, “The Histories2(Tarihler2.) kitabında, çürümeye yüz tutmuş çok güzel veya saygın bir  kadını mumyalatmadan önce üç veya dört gün boyunca cesediyle ilişkiye girerlerdi diye yazmıştır.
(Klaf, Franklin S.; Brown, William (1958). "Necrophilia: Brief Review and Case Report". Psychiatric Quarterly32 (4): 645–652.; Brill, Abraham A. (1941). "Necrophilia". Journal of Criminal Psychopathology2 (4): 433–443. )
Hatta Heredot, Grek Korint’li tiran Periander’in karısının cesedini bozduğundan mecaz yoluyla “Periander, sakalını soğuk fırında pişirdi” diye yazarak bir nekrofili imasında’bulunmuştur. (Aggrawal, Anil (2010). Necrophilia: Forensic and Medico-legal Aspects. Boca Raton, Florida: CRC Press. pp. 6–7. ISBN 978-1420089127The primary source is Histories, Book V, 92)
Peru’nun kuzey bölgesinde M.S. 100 ile 800 yılları arasında yaşamış, başkentleri Trujillo kenti olan Moche medeniyetine ait seramik resimlerinde nekrofiliye rastlanılmıştır. (Finbow, Steve (2014). Grave Desire: A Cultural History of Necrophilia. John Hunt Publishing. ISBN 9781782793410.)
Bu kalıntılarda, bir erkek iskeleti ile masturbasyon yapan bir kadın resmedilmiştir.( Weismantel, M. (2004). "Moche sex pots: Reproduction and temporality in ancient South America" (PDF)American Anthropologist106 (388): 495–496. doi:10.1525/aa.2004.106.3.495.)
M.Ö. 1600 ile 1300 yılları arasındaki Hitit yasalarında ölüyle cinselliğe açıkça izin verilmiştir.( Boer, Roland (2014). "From Horse Kissing to Beastly Emissions: Paraphilias in the Ancient Near East". In Masterson, Mark. Sex in Antiquity: Exploring Gender and Sexuality in the Ancient World. Routledge. p. 69.)
İç Moğolistan’da kuzey doğu Çin’de Han hanedanı döneminde köken olarak yörük Xianbei halkından, Later Yan eyaletinden imparator XI. Murong (385 ile 407 arası yaşamış), aşık olduğu eşi imparatoriçe Fu Xunying’in ölüsüyle cinsel ilişkiye girmiş ve sonra kefenlemiştir.( Luan Pao-chün (1994). "The Corpse-Raping Emperor". Tales about Chinese Emperors: Their Wild and Wise Ways. Hai Feng Publishing Company. pp. 148–?.)

Rönesans İtalya’sında 1350’lerde ortaya çıkan Kara Ölüm adıyla da anılan veba salgınında, Karşı Reformcular olan Roma Kilisesi ve yanlılarının meşhur Roman İnquisistion (Roma ñ) yapılmadan önce Rönesans dönemi şairi Matteo Maria Boiardo’nun 1483’de yazdığı Orlando İnnamorato adlı kahramanlık şiir kitabında nekrofili cinsel bir başvuru yöntemi olarak sunulmuştur.( Davidson, Nicholas; Dean, Trevor; Lowe, K. J. P. (1994). Crime, Society and the Law in Renaissance Italy. pp. 74–98. doi:10.1017/CBO9780511523410.006ISBN 9780511523410.)
Günümüzden öne çıkan bir örnek olarak da Amerika Milwaukee Canavarı/Yamyamı olarak da bilinen seri katil Jeffrey Dahmer bir nekrofilikti. Dahmer, kendisine itiraz etmeyen, her yapılana rıza gösteren bir seks kölesi yaratmak istemişti. Erkek mağdurlarından birinin cesedi tanamayacak kadar bozuluncaya kadar üzerine masturbasyon yaptığı, sürekli tecavüz ettiği tespit edilmiştir.( "My Friend Dahmer #Full - Read My Friend Dahmer Issue #Full Page 214"www.comicextra.com. Retrieved 2017-12-20)
Cinsel isteği kabardığında erkek kurbanı önce öldürüp sonra tecavüz ediyordu. Dahmer, kurbanlarını, cinsel ilişki sonrası ayrılmak istedikleri için öldürdüğünü, onlara kızıp sürüklediğini itiraf etmiştir.( "Psychiatric Testimony of Jeffrey Dahmer"Court Transcripts. Criminal Profiling. 8 June 2001. Retrieved 29 November 2012.)
İngiliz seri katil Dennis Nielsen de nekrofiliyak olarak kabul edilmiştir.( Masters, Brian (1985). Killing For Company. Arrow. ISBN 978-0099552611.)

Sınıflandırma

Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders  (DSM 5; Akli Bozuklukların İstatistiki El Kitabı ve Teshisi) kitabının 5. baskısı Other Specified Paralphilic Disorder (Necrophilia; Diğer Paralifik Özel Düzensizlikler) kitaplarındai cesetlere duyulan yoğun cinsel istek teşhisleri, zayıf veya tepkisizliğin belirlediği sapıklılşarı teşhis edilmiştir. (American Psychiatric Association, ed. (2013). "Other Specified Paraphilic Disorder, 302.89 (F65.89)". Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Fifth Edition. American Psychiatric Publishing. p. 705.)
Nekrofili 10 maddede sınıflandırılmıştır;

  1. Rol oyuncuları; Cinsel faaliyet esnasında partnerin yaşıyormuş ama tepkisizmiş gibi yaptığına inanılır.
  2. Romantik Nekrolililer; Sevgililerinin ölü bedenlerine bağlı kalmış yaslı kimseler.
  3. Nekrofili fantazicileri; Nekrofili fantazileri kuran ama ölüyle cinsel ilişkiye girmeyenler.
  4. Dokunma bağımlısı Nekrofililer; Cinsel ilişkiye girmeksizin dokunmaktan, okşamaktan hoşlananlar;
  5. Fetiş düşkünü Nekrofili manyakları; Ölünün giysilerini, adet tamponlarını veyacinsel organlarını, parmaklarını çıkartarak,cinsel ilişkiden uzak sapıklar.
  6. Necromutilomaniacs; Ölünün vücudundan parçalar kopartarak mastürbasyon yapan ama ilişkiye girmeyen manyaklar.
  7. Opportinistic Necrophiliacs; Olağan zamanda ölüye ilgi duymayan ama fırsat olduğunda duyguları azıp ilgi duyan manyaklar.
  8. Düzenli nekrofili manyakları; Ölü ile isteyerek cinsel ilişkiye girenler.
  9. Cinayet işleyen Nekrifilikler; Cinsel ilişkiye girmek için magduru öldürenler.
  10. Seçkin Nekrofilikler; Canlı partnerleri ile yapamadıklarını ölüyle gerçekleştirmek isteyen nekrofili manyakları.

Ek olarak, Kanada’lı kriminalistik uzmanı Lee Mellor cinayet işleyen nekrofilik sapıkları sekiz(8) kategoride(A/H) incelemiştir. Bunlar, davranışlarına göre; Yıkıcılar (cinsel nedenlerle kısırlaştıran, incitenler), koruyucular(incitmezler) ve soğuklar (Ölüyü, ölüm sonrası ik saat cinsel ilişkide kullanırlar), sıcaklar (İncitirler, öldürmeden iki saat önce kurbanı cinsel ilişkide kullanmaya başlarlar; Mellor, Lee (2016). Homicide: A Forensic Psychology Casebook. Boca Raton, FL: CRC. pp. 103–105.)
Bunlar da aralarında dört kategoriye ayrılırlar.(E/H)
·                    Category A (cold/destructive), e.g. Ted BundyJeffrey Dahmer
·                    Category B (cold/preservative), e.g. Gary RidgwayDennis Nilsen
·                    Category C (warm/destructive) e.g. Andrei ChikatiloJoseph Vacher
·                    Category D (warm/preservative) e.g. Robert YatesEarle Nelson
·                    Category E (dabblers) e.g. Richard RamirezMark Dixie
·                    Category F (catathymic)[clarification needed]
·                    Category G (exclusive necromutilophiles) e.g. Robert NapperPeter Sutcliffe
·                    Category H (sexual cannibals & vampires) e.g. Albert FishPeter Kürten[21]
Eğlence için ölülerle cinsel ilişki kuranlar fırsatçı tiplerdir ve aslında böyle niyetleri yoktur. Bunlardan F kategorisi hastalık derecesinde öldürerek cinsel ilişkiye girenleri işler. Seçkin mutilophilikler , ölüyü parçalayarak cinsel ilişkiye girerek cinsel haz duyanlar ve kestikleri parçalarını yiyen yamyamlardır.
A,C,F kategorileri ise, ölüyü incitenler olup, kanını içen, etini yiyen yamyam vampirlerdir.

Araştırma

İnsanlar...

Nekrofili ender olay olarak kabul edilmektedir, genel toplum nüfusunda egemen olduğuna dair bilgi yoltur.( Milner, J. S., Dopke, C. A., & Crouch, J. L. (2008). "Paraphilia Not Otherwise Specified: Psychopathology and Theory". In Laws, D. Richard. Sexual Deviance: Theory, Assessment, and Treatment, 2nd edition. The Guilford Press. p. 399.CS1 maint: Multiple names: authors list (link))
Bazı nekrofilikler, gerçekleştirmeden sadece  fantezi kuranlardır(Rosman, J. P.; Resnick, P. J. (1 June 1989). "Sexual attraction to corpses: A psychiatric review of necrophilia" (PDF/HTML)Bulletin of the American Academy of Psychiatry and the Law17 (2): 153–163. PMID 2667656.).
Klaf ve Brown, nekrofili fantazisinin genelde sanıldığından daha sık ortaya çıkabileceğini savunmuşlardır(Klaf, Franklin S.; Brown, William (1958). "Necrophilia: Brief Review and Case Report". Psychiatric Quarterly32 (4): 645–652. doi:10.1007/bf01563024Inhibited forms of necrophilia and necrophiliac fantasies may occur more commonly then is generally realized.).
Rosnan ve Resnick(1989) 122 nekrofili olayı incelediler.Orjinalinde örnekleri, cesetlerden sürekli hoşlananlar ve fırsatını bulduklarında sadistlik ve geçici duygularını tatmin edenleri de sahte nekrofilikler olarak ikiye ayırdılar. Bunların %92’si erkek, %8’i kadındı.
Gerçek nekrofiliklerin 57’si, hastaneleri, mezarlıkları ve morgları ziyaret eden,devamlı bu işle iştigal edenlerdi....

Hayvanlarda

Nekrofili, kurbağalarda, kertenkelelerde ve kuşlarda da görülmüştür(de Mattos Brito, L. B., Joventino, I. R., Ribeiro, S. C., & Cascon, P. (2012). "Necrophiliac behavior in the "cururu" toad, Rhinella jimi Steuvax, 2002, (Anura, Bufonidae) from Northeastern Brazil" (PDF). North-Western Journal of Zoology. 8 (2): 365.CS1 maint: Multiple names: authors list (link)).

Bu kadar wikipediya tercümesini yeterli buluyorum. Kısaca, Nekrofili, akli, duygusal bir hastalıktır.



”Sapık Peygamber Muhammet” Tartışması

Kasten Yürütülen Gereksiz Bir Tartışmadır, Ancak Müslümanların Cehaletleri, Diyanetçilerin Onların Memurları Olmaları İle Başarıya Ulaşmıştır.

Nekrofilik, pedofilik, eşcinsel Peygamber Muhammet tartışması kasten yapılan bir “din düşmanlığı”dir. Yukarıda da okuduk ki bunun dini olmaktan çok gelenek veya bireysel psikiyatrik bozukluk olduğu açıklanmıştır.
Bu tartışmaların başlamasına neden olan da 1802 yılından beri İngiliz kolonisi olan Mısır’ın, 1745’den beri onlarla çalışan İslam’a kurşun sıkan Beni Temim Yahudileri olan Vehhabilerin sözde ulemalarının İslam’ı Karalama Kampanyasına katılarak verdikleri fetvalardır.

İslam, 03 Mart1924’de hilafetin kaldırılmasıyla değil, 1745’de başlayan Vehhabi İsyanları ile Arap dünyasında yayılan Vehhabilik sonucu, Hilafetin Türklerden Alınması kampanyasının batılı devletlerin destekleriyle Başarıya ulaşmasıyla, Osmanlı hilafetinin açtığı savunma amaçlı tüm cihat çağrılarına Arapların Haçlı kurşunlarıyla cevap vermeleri sayesinde yıkılmıştır.
Müslüman ve Türklerden öç alma amaçlı Müslüman Vehhabi Araplar ile Türk ve Müslüman kökenli olmayan Osmanlı azınlıkları bağımsızlık savaşları başlatmışlar, Osmanlı yıkılmıştır. Aynı olay 11 Kasım 1938’de Atatürk’ün öldürülmesi ile tekrar etmiş, 1967’de Türkiye İşçi Partisinin tasfiyesinden çıkan yeni Sol akım da “Türk ve Müslüman” kökenlileri “emperyalist” ilan etmiş, Hinçak, Taşnak Solu, Pontus, Boşnak v.b. solu olarak parçalanmıştır.
Bu İslam’ı ve Türkleri  sapık, Luti lanetliler gösteren Vehhabi, Siyasal İslamcı örgütler başarıya ulaşmışlardır. Yapılacak iş gerçeği anlatmaktır. Yani Siyasal İslamcıların, İslam’ın kaldırmak için savaştığı ayetlerle belirtilen kafir, müşrik, sapkın, yoldan çıkmış olanlar olduğunu ispat etmektir.
Belgeli olarak yazılan bu sapkın geleneklerin inkar edilmesi yerine onlarda da olduğunu böyle kanıtlamak ve bizim ülkemizde böyle yaygın gelenek olmadığına insanları ikna etmektir.
Bunu da benden başka yapan yok zaten.

MISIR ULEMASININ NEKROFILIK FETVASI

Nekrofilik hadislerin tartışıldığı bir makale...

Hadisler tam sapıklık sarih olmadığı iddiaları var ama, nekrofili tarihini okuyunca Araplarda böyle bir geleneğin 4000 yıl önce de bu gün de olduğuna tanık olduk. Demek ki hadisler sarihmiş.

Araplara biz kavmi necip millet demişiz ama bunlar bu günde yaşayan Arap gelenekleridir. Bu yazı savunma yapan bir Müslüman’ın yazısıdır, bizde bir tek adam var mı böyle?

İşte makaleden seçtiklerim;

Sahih (Gercek) Buhari Hadis kitabı.
23. Kitap 374.sayili hadis;
Peygamberin kızlarından birinin cenaze alayında peygamber mezarın yanında duruyordu. Göz yaşları döktüğünü görüyordum. Dedi ki, 'aranızda eşiyle son gecesinde cinsel ilişkiye girmeyen var mı?'
Ebu Talha onaylayarak baktı ve peygamber ona mezara gir dedi ve o da girdi
."

İngilizce makaledeki aslı;
Sahih Bukhari, book 23, verse 374, which states, "[w]e were (in the funeral procession) of one of the daughters of the Prophet and he was sitting by the side of the grave. I saw his eyes shedding tears. He said, "Is there anyone among you who did not have sexual relations with his wife last night?" Abu Talha replied in the affirmative. And so the Prophet told him to get down in the grave. And so he got down in her grave."[1][2]

Bu konuda deliller içeren Kenz El Ummal, Ali Muttaki el Hindi tarafından yazılmıştır. Müslümanların gerçek olarak görmemeleri gerekir.
Bu kitapta da şöyle bir hadis vardir;
"Kanz al-`Ummâl", a book written by Alî Muttaqî al-Hindî, contains proof, however Muslims don't consider the work to be of reliable origin.[4]
Muhammad al-Turkî for instance, of King Sa`ûd University, has stated "if the questioner is asking if all hadîth mentioned in this book are authentic, then I would have to say: [d]efinately not. The book is full of weak and false hadîth" and that "in fact, [it is] a rearrangement of al-Jâmi` al-Kabîr and its annexes that was originally compiled by Imam al-Sûyûtî. When Imam al-Sûyûtî wrote his book, his intention was to gather together all the hadîth that he knew, whether they were authentic or not. Al-Sûyûtî openly admitted that there were some false hadîth in it".
Türkçesi;
https://twitter.com/aklingozu/status/859295361168494592
Suud Üniversitesinden Muhammet el Türki şöyle yorumladı:
Eğer bir araştırmacı bu kitapta bahsedilen tüm hadislerin otantik olup olmadığını sorarsa kesinlikle şöyle diyebilirim ki hayır.
Aslında kitap zayıf ve yanlış hadislerle doludur. Eklemeler yapılarak İmam el Suyuti tarafından düzenlemiş olan Cami el Kebir kitabi yeniden gözden geçirilmelidir.
İmam Suyuti bu kitabı derlediğinde onun niyeti bildiği tüm hadisleri otantikliğine bakmadan bir araya getirmekti. El Suyuti, kendisi de bozuk, yanlış hadisler olduğunu yazmıştır.

Accusatory authors of certain websites have also used the argument that the "Kanz al-`Ummâl", a book written by Alî Muttaqî al-Hindî, contains proof, however Muslims don't consider the work to be of reliable origin

"I (Muhammad) put on her my shirt that she may wear the clothes of heaven, and I SLEPT with her in her coffin (grave) that I may lessen the pressure of the grave. She was the best of Allah's creatures to me after Abu Talib"

Belirli İnternet siteleri yazarları Ali Muttaki el Hindi tarafından yazılan Kenz El Ummal (İşçilerin Hazinesi) kitabından argümanlar verirler. Müslümanların gerçek kaynak olarak güvenmemeleri gerekir.

Bu kitaptaki İbni Abbas'tan rivayet edilen hadiste peygamberin Umm Ali (Ali'nin Annesi) yani yetim peygambere yıllarca analık etmiş, büyütmüş Fatima için "Cennet elbiselerini giyinceye kadar ben gömleğimi üzerine örttüm ve mezarın baskısını azaltması için mezara girip onunla uyudum. O bana, Ebu Talip'ten sonra Allah'ın yarattıklarının en hayırlısıydı."dediği yazılır.

Bunun nedeni de kıyamette hesap gününe kadar kabir azabını azaltmakmış.

"Onunla uyudum" demek, daha önce yaptığım çeviri çalışmalarında da belirttiğim gibi, babası tarafından tecavüz edilen çocuklar da "babam benimle uyudu" tabirini kullanıyorlar. Arap dilinde "İd'tajat" kelimesi "yan yana uzanmak, sevişmek için uzanmak" anlamlarına geliyormuş. Bunlar hem Yahudi hem de Filistin Arap ensest tecavüz yazılarından çevirilerimde vardır.

Bunu sonradan buldum, Osmanlı bile fetva vermiş. Ölü Seviciliği İslam'da vardır. işte ispatı;

""VEDA SEKSİ - ÖLEN EŞLE SEKS
MURAT BARDAKÇI – 
“Bizdeki ilk ‘veda seksi’ni, Muhteşem Yüzyıl’daki Bâlî Bey’in karısı yapmıştı!”
Şeyh Abdülbâri Zemzemî’nin ortalığı birbirine katan “ölen eş ile ölümden sonra seks yapılabileceği” fetvası ile gündeme getirdiği “veda seksi”nin bizde bilinen ilk ve tek kayıtlı örneği Yavuz Sultan Selim zamanına aittir ve rezaletin kahramanı da “Muhteşem Yüzyıl” dizisindeki Bâlî Bey’in mezardan çıkarttığı sevgilisi ile birşeyler yaptığı bilinen karısıdır.
FASLI Şeyh Abdülbâri Zemzemî’nin “erkeklerin ölen eşleriyle ölümden sonraki ilk altı saat boyunca seks yapabilecekleri” yolunda bir fetva verdiği veMısır’da parlamentonun fetvayı kanun haline getireceği iddiaları üzerine Kahire’de ortalık karıştı… Kanun teklifi sadeceMısır’ı değil bütün İslamdünyasını ayağa kaldırdı, kadın kuruluşları şimdi kıyametleri kopartıyorlar, Mısır parlamentosu ise gündemde böyle bir tasarının bulunmadığını duyuruyor… Zemzemî’nin fetvasını destekleyen bazı Arap fıkıhçılar ise, fetvada sözü edilen cenaze ile ilk altı saat içerisindeki cinsel ilişki hakkının sadece erkeğe değil, kadına da ait olduğunu söylüyorlar.
YAHYA PAŞALULAR
Şeyh Zemzemî’nin “ölümden sonraki ilk altı saat boyunca mübahtır” dediği “veda seksi”nin bizde bilinen yani “kayıtlı” ilk örneğine, 16. yüzyılın başlarında Edirne’de rastlanır. Olayın taraflarından biri MuhteşemYüzyıl dizisi sayesinde tanıdığımız ve tarihte hakikaten vârolan Bâlî Bey isimli akıncının zıvanadan çıkmış karısı, diğeri de “Dellâkoğlu” adındaki genç bir hafız, daha doğrusu hafızın cesedi idi…
İşte, padişah torunu olan ve “Bâlî Bey’in avradı” diye bilinen kadının sebep olduğu bundan 400 küsur sene önceki rezaletin öyküsü… Rumeli taraflarında sancakbeyi olan Bâlî Bey, Yavuz Selimzamanının önde gelen akıncılarındandı. Cesaretiyle, özellikle de muharebe planları hazırlamadaki ustalığıyla tanınırdı. Fetihler yapmış bir aileye, “Yahya Paşalular”a mensuptu. Ama, bu büyük savaşçının şansı, evliliği bakımından hiç de parlak değildi. Gerçi karısı da hanedanamensup sayılırdı, İkinci Bayezid ile Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın torunu olan Ahmed Göde Bey’in kızı idi. Fakat, iki hükümdar soyundan gelen ve büyük bir servete sahip olan kadın, Bâlî Bey’e lâyık bir eş olamaması bir yana, çıkarttığı rezaletlerle kocasının ismini de kirletmişti. Kocasının yokluğunda varını-yoğunu genç erkeklerle yemekte, çıkan dedikodulara ve hakkında anlatılanlara aldırış etmemekteydi.
İlk rezalet, Üsküp’te yaşandı. Bâlî Bey sınır boylarında akınlar yaparken Üsküp’te kalan karısı, bir delikanlı ile beraber yaşıyordu. Günün birinde dedikodular arttıkça arttı, kadının evi basıldı ve Bâlî Bey’in hanımı yatağında genç bir erkekle o zamanın tabiriyle “aradan kılıç geçmeyecek” vaziyette yakalanınca her ikisi de kadı efendinin huzuruna çıkartıldılar.
GİYİM KUŞAM JİGOLOSU
“Bre namussuz” diye haykırıp hiddetlenen kadı efendinin falakaya yıktırdığı delikanlı daha ilk sopanın inmesiyle “Ama bana hempara veriyor hemşık elbiseler alıyordu…” dedi. Delikanlı, bu sözleriyle kayıtlı ilk jigolomuz olma şerefini kazandığını, hattâ tarihlere Fransızlar’ın tâbiriyle “gigolo de robe” yani “giyim kuşamjigolosu” olarak geçtiğini tabii ki bilemezdi…
Çıkan rezalet Bâlî Bey’in Üsküp’teki arkadaşlarının kanına dokundu ve yalın kılıç mahkeme salonuna dalan bir akıncı, tarihimizin kayıtlara geçmiş bu ilk jigolosunu kadı efendinin gözlerinin önünde bir güzel doğradı. Sonra hızını alamadı ve işe karışan altı kişiyi daha hemen oracıkta öldürdü. Mahkeme mezbahaya döndü. Kadı efendi kadını bir başka konağa kapattı. Asıl rezalet, işte bundan sonra yaşandı… Kadın, Üsküp’ten kaçıp İstanbul’a geldi. Parası ve pulu boldu, dolayısıyla kimselere muhtaç değildi, hemen bir konağa yerleşti ve kendisine bir başka sevgili buldu: Dellâkoğlu adında genç bir hâfız… Üstelik hâfızla düşüp kalkmakla da yetinmedi ve bir de bebek peydahladı.
GİTTİ, MEZARI AÇTIRDI
Dedikodular gene başını alıp yürüyünce iş bu defa İstanbul’daki kadılardan birinin önüne geldi. Kadı genç hâfızı buldurup huzurunda temiz bir sopa çektirince kellesinin derdine düşen delikanlı kadını da, yeni doğmuş çocuğunu da unutup Edirne’ye kaçtı ama Trakya’yı kasıp kavuran sıtmaya yakalandı. Bâlî Bey’in karısı o sırada delikanlıyı yeniden İstanbul’a getirtmenin yollarını ararken hâfız birkaç gün hiç durmadan titreyip durdu, sonra da ölüverdi. Bâlî Bey’in bu sevgilisi de elinden giden karısı artık zıvanadan çıkmıştı. Edirne’ye gidip hâfızın mezarını ziyaret etti ama hasreti daha da arttı, ziyaretle kalmayıp mezarı açtırdı. Başında saatlerce tek başına kaldığı cesedi gömdürüp İstanbul’a döndü ve bu defa da Hâfız’dan kalan tek canlı hatıra ile, hâfızın “Dellâkoğlu Bakı” adındaki kardeşiyle beraber yaşamaya başladı.
PADİŞAHA JURNAL
Olup bitenlerden habersiz halde cephelerde akından akına koşan Bâlî Bey’in dostlarının artık yapacak tek bir işleri kalmıştı, gözleri önünde cereyan eden rezaletleri zamanın hükümdarı Yavuz Selim’e rapor etmek… Yavuz Selim’e hitaben kaleme alınan bu belgede yazılanları, rahmetli Çağatay Uluçay’ın 1956’daki bir yayınından naklettim. Yahya Paşazade Bâli Bey, yaşadığı acıları düşmanlarından çıkardı. Rumeli’de akından akına koştu. Karısı ise, tarihlere “mezardan çıkarttığı ölü ile birşeyler yaptığı bilinen ilk hatun” olarak geçti.
Azgın kadının cesed macerası padişaha böyle rapor edilmişti
İŞTE, Bâlî Bey’in karısı hakkında Yavuz Sultan Selim’e gönderilen raporun günümüz Türkçesi ile tam metni: “Sultanım hazretleri şöyle bilsin ki, Semendire Sancakbeyi Bâlî kulunuzun karısı Üsküp’te bir erkekle yakalandı. Herif getirtilip birkaç kadı marifeti ile sorguya çekildi ve suçunu kabul etti. Ben, duruma katlanamayıp oğlanı katleyledim. Bundan başka kapıcılardan ve pezevenk kadınlardan altı kişi daha öldürüldü.
ÇOCUK ÖLDÜ
Bâlî Bey’in karısı bu hadiseden sonra benim rızam olmadan İstanbul’a gitti ve orada da nice kabahatler işledi. Dellâkoğlu diye tanınan hafız bir oğlanla sevişip hamile kaldı. Bir kız çocuk dünyaya getirdi ve kızı Sultan Mehmet Camii hafızlarından Hafız Hasan’ın evinde bıraktı. Çocuk, beş-altı ay sonra öldü.
CESEDİ SEYRETTİ
İstanbul Kadısı durumu haber alınca Dellâkoğlu’nu getirtip dövdürdü. Dayağı yiyen oğlan Edirne’ye gitti. Ama burada ateşli bir hastalığa yakalandı. Bâlî Bey’in karısı durumu haber alınca adam göndererek oğlanı yeniden İstanbul’a getirmeye çalıştı. Gönderdiği adamlar Dellâkoğlu ile yolda iken oğlan Babaeski’de ölüp gömüldü. Haberi alan Bâlî Bey’in karısı ‘İstanbul’da salgın hastalık var’ bahanesi ile Yenihisar’a, kıyafet değiştirip oradan da Babaeski’ye oğlanın mezarına gitti. Mezarı açtırıp Dellâkoğlu’nun ölüsünü çıkarttı. Oğlanın ölüsünü gördükten sonra cesedi tekrar gömdürdü.
KARDEŞİNİ AYARLADI
Bâlî Bey’in karısı on bir gün sonra İstanbul’a geldi. Şimdi o ölen oğlanın Dellâkoğlu Bakı diye tanınan hafız küçük kardeşi ile beraberdir. Şehzâde Mahmud’un kızı, Bâlî Bey’in karısını hamile iken gördü yüzüne tükürdü ve ‘Böyle işler edip hanedan kızlarını öldürtmek mi istersin? Bu padişahı diğer padişahlarla mı kıyaslarsın? Eğer padişahımız yaptığın işlerden birini bile haber alacak olursa hem bu işlere karışanları hem de seni katl eder’ dedi.
KADINA ERKEK BULANLAR
Bâlî Bey’in karısının Kamarveş isimli cariyesi ve Ferayet isimli bir Çerkes kulu vardır, kadına pezevenklik edenler bunlardır. Eğer olanları tam olarak öğrenmek isterseniz bu cariyeyi getirtip, konuşturunuz. Her yerden kovulan Şehzade Ahmet’in hadımlarından biri de hadiselerin bütün esrarını bilmektedir. Bâlî Bey’in karısının İshak isimli bir kulu daha vardır ki onun da bu olan işlerde parmağı bulunmaktadır. Kuruçeşme kemeri altında oturan ölü bir çavuşun karısı da olan bitenleri bilir. Bâlî Bey’in karısı bu işleri parası sayesinde yapar. Malının haddi hesabı yoktur. Sultan Bâyezid Gazi’nin ruhu için, Sultan Mehmed Gazi’nin ruhu için soruşturup adaleti yerine getiriniz. Bu olup bitenlere en kötüler bile razı olmazlar ki, padişahımız razı olsun. Başka ne diyeyim? Fermân sultanımındır.”
Şeyh Zemzemî daha önce öyle bir ‘havuç’ ve ‘şişe’ fetvası vermişti ki…
FAS’ın şu anda en tanınmış din âlimlerinden olan Şeyh Abdülbâri Zemzemî, şöhretini cinselliğe yaklaşımı ve bu konuda verdiği fetvalarla elde etti… 1943’te Tanca’da doğan Abdülbâri, ilk fıkıh derslerini babasından aldı. 30 yaşına kadar Tanca’da yaşadı, fetva verme yetkisine sahip ve her zaman fikri sorulan din adamlarından biri olarak tanındı. 1976’da Casablanca’ya taşındı, önce oradaki Yusufî Camii’nin hatibi oldu, ardından da diğer büyük camilerde Cuma hutbelerini okudu. 2009’da “Uluslararası İslamUleması Birliği”ni kuran Şeyh Zemzemî, şu anda yine Casablanca’da, Elhamra Camii’nin hatipliğini yapıyor ve fetva veriyor. Zemzemî, cinsellik konusunda verdiği fetvalarla Fas’ta daha önce de yine gündeme gelmiş ve seks dükkânları ile buralarda satılan bazı oyuncakların çiftlerin cinsel hayatını renklendirdikleri gerekçesi ile desteklemişti. Ama asıl şöhrete, evlenmemiş ve dul kadınların cinsel ihtiyaçlarını karşılamaları konusunda verdiği bir fetva ile ulaştı. Fetvada “İleri yaşına kadar evlenmemiş, evlenme ihtimali ve umudu kalmamış kadınlarla dulların cinsel ihtiyaçlarını gidermeleri için havuç gibi kök sebzeler, bazımutfak araçları ve şişe kullanarak doyuma ulaşmalarında dinî bakımdan bir sakınca yoktur” diyordu.(https://plus.google.com/+%C4%B0smailAYDINulusalcigenc/posts/V9vRR6qF1Nf)"

Bunlar sapkın eski Arap gelenekleridir. Böyle şeyler Müslümanları öcü göstermek için ve aslında Müslüman takiyesi yapan devşirme din uleması kılıklı işbirlikçilerce yapılır. Sünnet gelenekleri de dine böyle sapıklıkları sokmak için uydurulmuştur inancındayım.Hadis kitaplarına bunları sokanlar sözde din ulemaları dini bozmuştur, eleştirenler değil. Eleştirenleri suçlamak yanlıştır. Var olan sapkınlıklar tartışılmalı ve kaldırılmalıdır. Gizli, açık uygulayan tarikatlar kapatılmalıdır.

Peygamber Muhammet üzerinden yürütülerek Islâm düşmanlığı yapanlardan, benim gibi bilgilendirerek yobazlığı engellemeye çalışan herkes dincileri, yobazları delirtmektedir.
Oysa NEKROFİLİ ekvator çevresinde yaşayan ensest toplumlara ait çok eski,sapkın bir gelenektir.
Yazının başlangıcında Türkçemize çevirdiğim Wikipediya sayfasının yaptığı bu araştırmadan da açıkça anlaşıldığı gibi, nekrofili, tarihi kökenleri olan ruhsal psikiyatrik bir hastalıktır.

Zamanla yayıldığı toplumlarda dini nitelik de kazandırılmıştır. Örnekler incelendiğinde bu sapkınlığın merkezinin dört mevsimin yaşanmadığı ekvator çizgisi çevresinde yaşayan ensest toplumlar olduğu ve göçlerle diğer bölgelere yayıldığını düşünmek gerekir. Bu tespitler ışığında bu geleneğin İslam, Hristiyanlık dinleri içinde değil de daha eski Sabilik, Yahudilik, Hinduluk ve mezheplerinden gelen bozukluklar olduğu, her hangi bir kişiye veya dini gruba mal edilemeyecek bozuk bir gelenek olduğu kabul edilmelidir.

Bu gün bile Avrupa, Amerika, Güney Amerika, ülkelerinde, Çin ve Hindistan’da bu fiil hakkında cezalandırıcı yasalar vardır.

Heredot Histories (Tarihler) kitabında, eski Mısırda "bir erkek, karısı ile 3 veya 4 gün vedalaşır, sonra onu mumyalatırdı " diye yazmış. Mısırda olan Yunanistan, Roma, Avrupa, Hindistan, Iran, Çin coğrafyasında var demektir, bunları da araştırmada okuduk.

Devleti yöneten dinciler de Arap kökenli olduklarından, "geleneklerini ilahileştirme" gelenekleri ile bu sapıklıkları, sünnet, hadis adlarıyla yaygınlaştırmaktadırlar. MISIR da çıkan nekrofili fetvasının tarihi bir gelenekten kaynaklandığı ortadadır.

Nekrofili, yetişkin yabancı erkeğe süt emzirme, bebekler, çocuklarla keyif evlilikleri (Mufakatat) ve daha duyup okuyacağımız tüm sapkınlıklar peygamber zamanında vardı olağan işti, şimdi de vardır gizlenmektedir.

Bu yüzden Sünnet, hadis sevdalısı tarikat ve cemaatlerden kurtulmanız menfaatiniz icabıdır.

Bütün gayri Müslim dünyada ve Müslüman ülkelerde şeriat karşıtı olan demokrat, liberal, laik, solcu kesimlerin de Siyasal İslam korkusuyla katıldıkları bu karalama veya bilgilendirerek yobazlığı önleme çabalarına devletler ve İslami kurumlar önem verip anlamayı seçmelidirler. Çünkü aynı ülkeye, aynı toprağa aitiz ve birlikte yaşamanın barışçıl çözümlerini üretmeliyiz, 3.300 yıllık Yahudi Cihat geleneklerini güdenler, karşılarında Haçlı Seferlerini buldular ve köle oldular. İbret alınmazsa bu gerçek sadece tekrar eder.
Müslüman ülkelerde sömürgeci batılılarla çalışan kesim dinciler ve dinci ırkçılardır. Solcular “antiemperyalist” ilkeleri ve kişilikleri gereği çalışmazlar.
Bunu emperyalistler de söylüyor zaten.

Her türlü yasaklamak, korkutma, mahkemelerle yıldırma eylemleri ise bunları daha da arttıracaktır. ABD başkanı D.Trump’ın Venezuela devlet başkanı Maduro’ya son yaptığı tehdit veya yakın geçmişte ABD’nin kendi iktidar ettiği Şah Rıza, Saddam Hüseyin, Muammer Kaddafi, Filipinler D.Başkanı F.Marcos örneklerinin tekrar yaşanmasına zemin hazırlanmış olur.

Emperyal küresel sermayenin memurları yoktur, köleleri vardır, son kullanma tarihlerinin dolduğunu düşündüklerinde indirirler, kıyamete kadar da rezil ederler.

Dünyada bilim ve teknoloji o kadar gelişti ki, tek veya birden fazla din kitapları ile devletler, karışık kavimler, eğitimleri, ekonomileri yönetilemez, ruhsal ve fiziksel ihtiyaçlarına cevap verilemez. Din rejimleri tarihin çöplüğüne atılmalı, dinler vicdanlarda kalmalıdır.
Devletler laik, demokrat, adaleti üstün tutan çağdaş sosyal devlet olmalı tüm halkını kucaklamalıdır.
Takdir insanlarındır.