31 Aralık 2014 Çarşamba

DEMOKRATİKLEŞME İLE İŞBİRLİKÇİLER İKTİDAR EDİLDİ

Avrupa Roma Germen İmparatorluğunun siyasi telkinleriyle "Katolik Hristiyanlıkta" birleşmiş Avrupa milletleri, yer kürenin egemeni iken, ABD'de üslenmiş Mason sermayenin oyunu olan iki dünya savaşıyla sermayeyi ve egemenliği bu tezgahçı ailelere kaptırdılar.

A.B. ülkelerinde demokrasi bize göre oldukça ileri olmasına rağmen, kendi şartları içinde halklarını "işsizlik maaşı" dedikleri, harçlıklar, uyuşturucu ticaretini serbest bırakmalarıyla, cinselliği ve dindarlığı teşvik ederek uyutma yoluna gitmişlerdir. 

Demokrasi havarisi olan ABD ve A.B. ülkeleri bize gelince, mevcut devleti yıkacak örgütleri devlete kurdurmak, onların işlediği cinayetler, toplu katliamlar dahil her türlü adi suçları meşru saymayı sağlayan yasaları ve örgütlenmeleri salık vermekte ve dayatmaktadırlar. 

Buna ek olarak da devleti ortadan kaldıracak örgüte her türlü siyasi desteği kolaylaştırmak için de, örgütün siyasi emellerini her şeyiyle paylaşan gizli ve açık siyasi kişilikleri, bürokratları da kilit noktalara getirecek önerileri ve hatta "siyasi baskıları" yapmaktan çekinmemektedirler. 

AKP hükumetinin iktidara getirilmesi, BDP'nin meclise sokulması, ayrılıkçı diğer etnik ve dini yapılanmaların "sivil toplum örgütleri" gibi masum adlarla kurulup faaliyet göstermeleri, onlara verilen A.B. fonları hep bu emellerine hizmet etmektedir. 

"Belirgin millet özellikleri taşımayan, İranlıların ve Emevilerin bu anlama gelen Kürd adını verdikleri, değişik ırklara ve dillere mensup göçer İrani çoban kavimlerinden millet yaratmak" batılı devletlerin geçen 200 yıl içinde ısrarla takip ettikleri bir siyasettir. 

Bunun için başta Fransa, İsveç, Belçika gibi ülkelere, ABD'den Türkiye'ye kadar ülkelerde "Kürdoloji Enstitüleri" kurdurulmuş, kökeni olmayan harman topluluklardan millet yaratılmıştır. Dini ve ideolojisi, Arap yarımdası çöllerine sürülmüş, farklı kavimlerden oluşan, millet özelliği olmayan Hint-Pers-Arap-Türk harmanı Arap kırması kavimlerin uydurduğu dinlere dayalı olan Küresel sermaye, köklü milletlerin düşmanı olmakla kendi köksüzlüğüne sahip çıkarken, geçmişin eşkıya, harami, haşhaşi, farklı nedenlerle dağlara, çöllere, dağların ve çöllerin arkalarına, deniz aşırı yerlere sürülmüş topluluklardan millet ve devlet yapmaktadır. 

15.yy.da İskoçya'ya kaçarak kıyımdan kurtulan Şeytana tapınan, köksüz, sürgün Arap kırması kavimlere kökleri uzanan, şeytani bir topluluk örgütlenerek önce İskoç kralını öldürerek iktidar olmuşlar, 50 yıl içinde de İngiliz tahtını idare etmeye başlamışlardır. 

Keşifleri çağının sağladığı olanaklarla zenginleşen bu sürgün şeytani sürgün dini topluluk, son 200 yılda yeryüzüne hükmedecek güce erişmiştir. Japonya'dan İveç'e, SSCB'den Yemen'e, Avustralya'ya kadar bütün milletlerin başına o kavimlerin arasında sessizce yaşayan azınlıkları, iktidarla sorunu olanları başlarına getirmiş, onlarla da ters düştüklerinde yine millet özelliği göstermeyen kabilelerden birilerini bir şekilde iktidara getirerek o devlette ve coğrafyada çıkarlarını korumayı başarmaktadır. Bütün dünyanın ortak olarak yaşadığı ihanet, başıbozukluk, kıtlık, yokluk, hastalık, işgal, teslimiyetlerin sırrı buradadır. 

Bu şeytanın çocuklarının örgütlendiği ABD ülkesi de zaten "din ile bir arada tutulan ama millet özelliği göstermeyen her ülkeden getirilmiş insanlardan oluşturulmuş halkı olan" bir devlet değil midir? Bu tespitler ışığında, ABD'de üslenmiş bu şeytani topluluk devrilmedikçe yeryüzü milletlerine asla barış, huzur, refah gelmeyecektir. 

Bütün milletlerin başındaki işbirlikçi iktidarları yürüten güç sahipleri de artık bu yapılanma ile "sadece iktidar gücüne sahip olabilmek uğruna" birlikte yaşadıkları halkları satmaktan vazgeçmelidirler. 
Kaddafi'nin, Saddam'ın başına gelenlerden dersler alarak, kendilerinin de günü birinde direnmek zorunda kaldıklarında ya da tehlikeli olabileceklerine karar verildiğinde aynı kaderi paylaşacaklarını unutmamalıdırlar. Köklü kavimlere düşmanlık etmemeyi de öğrenmelidirler. 

Çünkü bu gün varsalar, eski kavimlerin onlara tanıdığı yaşama hakları sayesinde var olduklarını bilmelidirler. 
Yok efendim çok aşağılanmışlarmış v.s. gibi gerekçelere boşuna sığınmasınlar, çünkü kendileri bile yer geldiğinde kendi evlatları arasında bile ayırım yaptıklarını hatırlamalıdırlar. 
Herkes, kendisine yapılmasını istemediği davranışları başkalarına yapmasın. 
Küçük, süreli iktidarlar uğruna milletlerini, komşularını satmasınlar. 
Bağımsızlık, özgürlük uğruna, emperyalizme karşı direnenleri susturmasınlar, onlara ve yakınlarına kıymasınlar, onları da bir dinlesinler, çocukların geleceklerini çalmasınlar ki, o çocuklar, evde dersleriyle uğraşmak yerine mitinglerde, yol boylarında başındaki devlet adamlarını saldırmak için beklemesin.

Takdir okuyanlarındır.

Bu arada yeni yıl kutlamayan birisi olarak, kutlayan herkesin yeni yılı kutlu olsun. Yeni yılda, sömürüler, işgaller, tutuklamalar, çocuk ölümleri, tacizleri, sömürüsü, pedofilik evlilikler, açlık, işsizlik, dolandırıcılık, sahtekarlık, devlet malını yağmalama, vatana ve aşka ihanetler, insanlar ve insanlık için kötü olan her şey ortadan kalksın!

Alaeddin Yavuz/

Hiç yorum yok: